<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877</id><updated>2011-12-31T15:35:24.453+02:00</updated><category term='Şiir'/><category term='Hikaye'/><category term='Manzume'/><category term='Senaryo'/><category term='Deneme'/><category term='Makale'/><title type='text'>Deli Betik</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>51</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-5497829227835142256</id><published>2011-06-16T14:06:00.004+03:00</published><updated>2011-06-16T14:24:52.007+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Sublime</title><content type='html'>Yirmibeşinci kare sen&lt;div&gt;Hapsol-&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uzakları izlerken ben&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-5497829227835142256?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/5497829227835142256/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/06/sublime.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/5497829227835142256'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/5497829227835142256'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/06/sublime.html' title='Sublime'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-9169390830926879056</id><published>2011-05-21T18:41:00.003+03:00</published><updated>2011-05-21T18:47:50.350+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Duyarga</title><content type='html'>Halimi ne sensör&lt;div&gt;Ne de ben&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anlayabildik&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne duyarga ağlar&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne de ben gülerim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sustuk&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne de olsa yakın &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne de olsa artık hayallere&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yolculuk&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-9169390830926879056?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/9169390830926879056/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/05/duyarga.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/9169390830926879056'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/9169390830926879056'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/05/duyarga.html' title='Duyarga'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-4351739581958507119</id><published>2011-05-02T21:58:00.000+03:00</published><updated>2011-05-02T23:29:12.221+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Makale'/><title type='text'>On Yıl</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;11 Eylül 2001 Pazartesi gününü çok iyi hatırlıyorum. Neşe ile geçen lise yıllarımın henüz ilk günüydü. Yorgun argın eve gelmiş, televizyonda A'dan Z'ye çoğu kanalın akşamüstleri yayınladıkları ev hanımlarına yönelik programların yerine "son dakika" haberlerinin olduğunu görünce gerçekten ters giden bir şeylerin olduğunu anlamıştım. Reyting canavarı Bücür Cadı bile yoktu Star'da, yerine tekrar tekrar yayınlanan bir kaza görüntüsü dönmekteydi. Diğer kanallarda da öyle, hep aynı görüntü. Bir uçak kazası vardı, Amerika'da. Pek heyecanlandırmamıştı beni. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ancak farklılıklar her zaman iyidir, benim açımdan değişik bir gün değişik seyretmeye devam ediyordu televizyonlarda da. Bundan mutluluk duymadım değil; ancak ne olduğunu tam da anlamamıştım açıkçası. Bu biraz zevkli geçen bir yazın hemen ardından gelen alışılamaz okul yorgunluğundan, biraz sıcaktan ve biraz da önemsemememden kaynaklıydı. Ama birkaç dakika sonra aynı görüntüyü ezberleye ezberleye Amerikan filmlerinden hatırladığım ikiz gökdelenlerden WTC'nin birine ufak bir uçağın çarptığını görmüş; ama ufak bir hatadan kaynaklı her zamanki olağan uçak kazalarından biri olduğunu düşünerek kapamıştım televizyonu. Amerika'da sabah veya gündüzdü, insanlar belki yeni uyanmış, belki hala işlerindeler, belki hala okullarındalar diye üzülmüştüm kendileri için üzerimi değişirken. Kaç günde onarabileceklerini düşünmüştüm bir de o gökdeleni. Belki bir kaç haftada. Amerika zengindi, çok zengindi. Koymazdı. Sonra, karnımı doyurduğumu anımsıyorum. O sıra canlı bir son dakika bağlantısından sonra kanalların yayın akışını tekrar nasıl rayına sokabildiğini düşünmüştüm. Çünkü eninde sonunda her şey normale dönmeyecek miydi? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aklımdan tamamen çıkıvermişti ki bu önemsiz(!) olay, üzerinden yarım saat geçmeden arkadaşım beni arayıvermiş, "Televizyonu aç bak, neler neler oluyor!", demişti. Olanları gördüğümü söylesem de "Az aç bak neler oluyor" diye ısrar etti. Açtım tabii. Bu sefer ikinci bir uçağın, hem de diğerinden daha büyüğünün, bir yolcu uçağının ikizlerden diğerine çarpmış olduğunu görünce dakikalar boyunca sinemadaymışım gibi yerimden kalkamadan izlemiştim tekrar tekrar yayınlanan bu görüntüleri. Olasılık bilgim vardı ortaokuldan, ardarda yaşanan bu olayların, hem de birbirine çok benzer ve aynı mekanda vuku bulan bu olayların olağandışı olduğu su götürmez bir gerçekti artık. Sonra bir bir çökmez mi bir de o kuleler! Aklımda cevap bekleyen sorularla heyecan dolu bir filme dönüşmeye başlamıştı. Saatler sürse izleyebilirdim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Akşam olunca artık her kanal Amerika'daki terörden bahseder olmuş, adını bile tam söyleyemediğim bir terör liderinin bu işte parmağı olduğunu söylemekteydiler: Usame Bin Ladin. Televizyondan en çok duyulan isim olmuştu o akşam. Bu kısa süre içinde gelişen olaylar karşısında kanallar yorum yapmaktan ziyade aynı lafları aynı görüntülerle ekranlarımıza getiriyordu. Amerika'da terör. Gerçek bir milenyum öyküsü. Zaman geçtikçe tekrarlanan cümleler kazındı aklıma. Artık bilinçlendirilmeliydik acilen! Neyse ki yorumlar da akmaya başladı kendince bir vizyon ve misyon sahibi kanallarda. Örneğin o zamanların oldukça Amerikan yanlısı haberleriyle ünlü, kısacası "Ne habersin ne Türksün'ü" "Haber Türk" bu tarihin dünya için bir milat olduğunu, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını, ABD'nin teröre en kısa sürede sert bir darbe vuracağını söylüyordu. Dünya düzeni değişecek miydi?&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Günlerin günleri kovaladığı çok doğru, üzerinden on koca sene geçmiş oldu bugün. Bugün Usame Bin Ladin'in öldürüldüğü haberleri her yerdeydi. Bir çok siyasi, askeri olaylar meydana geldi tüm dünyamızda bu süreçte. Çok fikir değişti, çok yeni fikirler çoğaldı, çok şeyler alındı, çok şeyler satıldı. Harun Tekin bir süre program bile yaptı Haber Türk'te! Çok değişti her türlü ekmeğin çok değişik yollarla daha da çokça yenmeye devam edildiği dünya. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Cidden çok değişti!&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Gizliden gizliye sürdürülen medeniyetler çatışması 11 Eylül ile birlikte belirgin bir hal aldı. İslamiyet terörizm ile aynı kefeye kondu bir ara. Sonra birileri geldi, bunlardan bazıları müslümandı bazıları değildi, farklı kefelerini kullandılar kantarın, ama kantarları bozuktu genelde. Din böylelikle önem kazandı. Bunun yanında, en güzeli mağdur ABD hedeflerine ulaşmak için bu sürecin başında somut bahaneler üretebilir hale geldi. Bu süper gücün bile yeterli güvenliği sağlayamadığı fikri ortaya atıldı. ABD hırçındı zaten, daha da diş gösterir oldu belli belirsiz agresif halleriyle. Afganistan'da El Kaide'ye savaş açtı ama samanlıkta iğne ararken itibarını zedeledi. ABD'nin elindeki körük tartışılmaya başlandı, zira yangın devam etmekteydi dünyada. Daha da hırçınlaşan süper güç Afganistan'daki savaşı yarıda kesti, hedef değiştirip petrol yatakları zengin Irak'a, Saddam Hüseyin'in bölgedeki gaddarlığını öne sürerek, saldırdı. Öne sürülen askerler... Irak'ta başarılı işler yapmış gibi gözükmeye çalışsa da ABD büyük bir bataklığa düştü. "Büyük balık küçük balığı yutar" teorisi bir nebze de olsa çürütüldü. ABD hakkındaki düşünceler çok ama çok değişti. İslam ülkeleri ABD ve yandaşlarına karşı yine de bir birlik olamadı. Vaadedilenlerin berisinde Usame Bin Ladin, El Kaide unutulmuştu bile.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bugün akşamüstüne yetişemedim televizyonda dönenleri izlemek için. Bugünü, aynı günde olmama karşın o günün aksine pek net hatırlamıyorum. Malum, on sene sonrasında bir kenarından tutunmaya çalışıp değişen şu dünyanın, derdine düşmüşüz yaşamanın. Hiçbir şey eskisi gibi değil. Dünya çok değişti. Kendi ortamını kendi esprileriyle, kendi yorumlarıyla kendileri yaratmaya çalışan insanların yaşadığı, herkesin bir fikri olduğu "kendimsel" bir dünya. Kişilerin yanında ülkeler, devletler, milletler de öyle. Diğerleri ne düşünmüştür, ne fikir üretmiştir tartışmak pek lüzumsuz; süper güç on yıl öncesinde ne düşündüyse değişen dünyaya göre, hatta değişen kendine göre bile adımlarını nereye atacağını hala iyi biliyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Şimdi Haber Türk'ü açasım geldi. Hususi. Pek şaşırmadım, yine aynı soru. Maksat laf olsun torba dolsun: "Dünya düzeni değişiyor mu?" Haber Türk satılmış mıydı?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ve sahi, Usame Bin Ladin çoktan ölmemiş miydi zaten?&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-4351739581958507119?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/4351739581958507119/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/12/on-yl.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/4351739581958507119'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/4351739581958507119'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/12/on-yl.html' title='On Yıl'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-8707052890525295337</id><published>2011-04-25T23:08:00.010+03:00</published><updated>2011-05-01T04:38:19.260+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Farklı Yüzler Sende - II</title><content type='html'>Ya koşup duruyoruz&lt;br /&gt;Aynı döngüde ya koşturuyoruz&lt;br /&gt;Eski anılardan pek geçmiyoruz&lt;br /&gt;Saatten bahsediyoruz nedense,&lt;br /&gt;"Çok dönek" diyoruz saatler için&lt;br /&gt;Bir dakikası bir dakikasına uymuyor&lt;br /&gt;Geçiyoruz dakikaları&lt;br /&gt;Anlar, onları bile&lt;br /&gt;... çok adileşmiş buluyoruz&lt;br /&gt;O vakit uygun vakit bulamıyorum&lt;br /&gt;Öncesinde de aynı, sonrasında da&lt;br /&gt;... öyle olacak muhtemelen&lt;br /&gt;Neredeyse saatler yıl yapmış olacak&lt;br /&gt;Korkular yerli, yersiz korkular...&lt;br /&gt;Koşmak tamam da yüzmek bilmez&lt;br /&gt;İkimiz...&lt;br /&gt;Hala sığ günlerdeyiz&lt;br /&gt;İyi geçer böyle geceler, öldürmez&lt;br /&gt;Avuntular ayakta tutar&lt;br /&gt;Sen rüyalar görür müsün bilmem?&lt;br /&gt;Üzerinde pek değinmek istemem&lt;br /&gt;Durmak istemem geçip giderken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşleri paylaşıyoruz,&lt;br /&gt;Payda var ortak, pay ediyoruz&lt;br /&gt;O zamanlar...&lt;br /&gt;Hiç oralı değilsin kimi zaman ya,&lt;br /&gt;Şimdi de öylesin&lt;br /&gt;... ve ben de öyleyim işte ben de&lt;br /&gt;Nereliyim peki bu şehirde?&lt;br /&gt;Senden biraz uzak bir köydeyim&lt;br /&gt;Yakınsın yalnız bu kentin hattına,&lt;br /&gt;Bir girmişsin tam çıkarken&lt;br /&gt;Yakalıyorum...&lt;br /&gt;Ben de yalnızlığa karışıyorum&lt;br /&gt;Öyle ümit ediyorum&lt;br /&gt;... en azıcığından&lt;br /&gt;Çok farklı yüzler görüyorum sende&lt;br /&gt;Saniyesinde özlemini çeken toprağının&lt;br /&gt;Varma hevesinde her an&lt;br /&gt;... işte o yüzden aldırmaz bir başka yere&lt;br /&gt;Saldırmaz bir sınır ihlali olmadan&lt;br /&gt;... can evine&lt;br /&gt;Kendimden parçalar buluyorum&lt;br /&gt;Ufalanmış...&lt;br /&gt;Oradan mı oluyorum,&lt;br /&gt;Böylece ben de?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trafikteyiz gidiyoruz&lt;br /&gt;Bir sohbete dalmış geçiyoruz&lt;br /&gt;... bizi bilemeyecek mekanları&lt;br /&gt;Bir bir...&lt;br /&gt;Gülümsemek güzel&lt;br /&gt;Işıklar yanıyor uzakta&lt;br /&gt;Çok çok uzakta, söner gibi oluyor&lt;br /&gt;Aynı anda ve birden&lt;br /&gt;Onlar da beni bilmezler onlar da&lt;br /&gt;Bu şehir belki bundan çekicidir&lt;br /&gt;Bilinmeyenler daima...&lt;br /&gt;Çok farklı yüzler görüyorum sende&lt;br /&gt;Hırs yerinde boş vermiş&lt;br /&gt;Belki biraz geç...&lt;br /&gt;Bir tebessümde farkediyorum&lt;br /&gt;O çizgilerin sebebi beni çok&lt;br /&gt;... meraklandırıyor&lt;br /&gt;Şimdilik birkaçını seçiyor,&lt;br /&gt;... bildiklerime ayırıyorum&lt;br /&gt;O gün çizgilerle bitiyor&lt;br /&gt;Üzerinde pek değinmek istemem&lt;br /&gt;Durmak istemem geçip giderken&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-8707052890525295337?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/8707052890525295337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/04/farkl-yuzler-sende-ii.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/8707052890525295337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/8707052890525295337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/04/farkl-yuzler-sende-ii.html' title='Farklı Yüzler Sende - II'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-3382907408414380751</id><published>2011-04-25T21:48:00.000+03:00</published><updated>2011-04-25T23:06:40.358+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Farklı Yüzler Sende - I</title><content type='html'>Başkasından kıskanıyoruz&lt;br /&gt;Bir başkasından dökülecekleri&lt;br /&gt;                                      ...heybemizden&lt;br /&gt;Yıllar sonrasında&lt;br /&gt;Şu anda&lt;br /&gt;Yeni bir mevsim...&lt;br /&gt;Uçuşan koku var etrafta&lt;br /&gt;Ve onun meraklı meltemi de&lt;br /&gt;                                       ...yanımızda&lt;br /&gt;Sana bakıyorum şimdi&lt;br /&gt;Işıldarken gözler plan flulaşıyor&lt;br /&gt;Ardında hemen saklı yağmurlar&lt;br /&gt;Damlalar...&lt;br /&gt;Barımamalı bu mevsimde&lt;br /&gt;Mutlu ama umutsuz musun hep?&lt;br /&gt;Üzerinde pek değinmek istemem&lt;br /&gt;Durmak istemem geçip giderken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetmişyedinci tepeden bakıyoruz&lt;br /&gt;Aslında bize mi odaklanıyoruz?&lt;br /&gt;Parlayan nokta gemiler&lt;br /&gt;Gerçekte&lt;br /&gt;Deniz çok uzak...&lt;br /&gt;Yine sana bakıyorum&lt;br /&gt;Rolün güneş olmak mı şimdi de?&lt;br /&gt;Çok farklı yüzler görüyorum sende&lt;br /&gt;Yorgun ama mutlu tasvirin&lt;br /&gt;İlk kez görüyorum sanki&lt;br /&gt;Her gün bir ilk gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatmıyoruz gördüklerimizi değil mi?&lt;br /&gt;Kimselerle paylaşmıyoruz&lt;br /&gt;Somurtkan, dağılmış&lt;br /&gt;Ve bakımsız...&lt;br /&gt;Fakat, güzel değilken bile güzel işte&lt;br /&gt;Kendi köşesinde sessizken&lt;br /&gt;Döneyazarak ben dolaşıyorum&lt;br /&gt;Yoruluyorum, çok yoruluyorum&lt;br /&gt;Umursamadan bakıyorum&lt;br /&gt;Çok farklı yüzler görüyorum sende&lt;br /&gt;Yabancıdan öte bazen,&lt;br /&gt;Öbür kıtadan gibi,&lt;br /&gt;Heyecan verici...&lt;br /&gt;Nereye doğru gitsek seninle?&lt;br /&gt;Adım atmak bu yüzden zor&lt;br /&gt;Üzerinde pek değinmek istemem&lt;br /&gt;Durmak istemem geçip giderken&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-3382907408414380751?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/3382907408414380751/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/04/farkl-yuzler-sende-i.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/3382907408414380751'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/3382907408414380751'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/04/farkl-yuzler-sende-i.html' title='Farklı Yüzler Sende - I'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-3936597219297626596</id><published>2011-03-01T19:00:00.007+02:00</published><updated>2011-03-01T19:38:50.551+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Çürümüşken Köprü</title><content type='html'>"Daha çok sular akacak" demişti kız içinden&lt;div&gt;Diğer kız aldırmadı, ama saldırmadı, çömdü&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Nehir kurudu oysa, çürüdü bu köprü&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Halatlar kopunca sıyrıldı latalar&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kemirmeye başladılar bile bitirinceye değin&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biri "Ne süre yeteceğini bilir" dedi ötekisi için&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öteki de aradı, çok aradı gölgesini &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Devam ettiler kara bulutlar ardında&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yağmur yağsın istiyorlardı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İkisi de farklı kıyılardaydı çoktandır&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uzun bir süre denize yürüdüler isteyerek&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hayal ettiler sahilleri günler boyu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Birbirine bakmaksızın koştular bazen&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Soluklarını gizlediler, ama yelekendi zaten etraf&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Rüzgar çoktu, içlerinde esiyordu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İkisi de yalnızlığın tarafındayken üstelik&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Buluşmak hiç bu kadar kolay olmamışken&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biri adım attı çorak toprağa&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Demeden "Belki" ansızın bir sele&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Küçük gözler parıldadı, akşam oluyordu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir yaş aktı akmadı, ne farkeder gerçi!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Daha öncekiler doldurmamıştı yatağını&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uyutmamıştı ikisini güneşler belirinceye dek&lt;/div&gt;&lt;div&gt;En verimli yerinde kavuştu ezeli hırçınlıklar&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sular yeniden akmaya başladı&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir köprüye yoktu gerek artık&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne de düş sahillerinde vuran dalgalara&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Denize doğru sürüklenmek daha kolaydı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mesafeler sıradan, arada mesafe kalmamışken&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biliyorlarken aydınlandığını etrafın&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Güneş yağmurlar toplamaya başlamıştı bile&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O selde artık birlikte çağlayacaklardı&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-3936597219297626596?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/3936597219297626596/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/03/curumusken-kopru.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/3936597219297626596'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/3936597219297626596'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/03/curumusken-kopru.html' title='Çürümüşken Köprü'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-7589701942797506689</id><published>2011-02-25T22:14:00.008+02:00</published><updated>2011-02-26T01:15:50.443+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Ayaz Makamı - III</title><content type='html'>Araları atlıyorum yeşil lamba, aralıktayız&lt;br /&gt;Duvar saati hala ilerimde karşımda sırtarıyor&lt;br /&gt;Geri almadım, almayı da düşünmüyorum saati&lt;br /&gt;Çok rahatlatıcı geride kalmak, hala ardındayım güzelin&lt;br /&gt;Denemekte yarar var, aşermekte, çıkıp gitmekte&lt;br /&gt;Bir yer bulmakta kendini ait hissedebildiğin&lt;br /&gt;İçeri adım atabilmekte gizliyken her şey&lt;br /&gt;Utanmamakta, afiyet bulmakta sindirirken bünye&lt;br /&gt;Geri gelmekte, uzaklaşmakta karanlık odalara doğru&lt;br /&gt;Araları atlıyorum yeşil lamba, aralıktayız&lt;br /&gt;Muhtemel köklü tekdüzeliklerin sonu&lt;br /&gt;Nedeni sensin biraz, eğlendirmesini bilirim gönlümü&lt;br /&gt;Delirmek isteyen bilmeden eşlik eder bu ritimsizliğe&lt;br /&gt;Cart curtlarla hiç uğraşasım gelmiyor&lt;br /&gt;Amma velakin düzensizlik sadeleştiriyor payla paydayı&lt;br /&gt;Herkes ne yaptığını bilebilse gerçekten keşke&lt;br /&gt;Yapabileceklerinden öte ne yapacağını daha çok&lt;br /&gt;Birçok şey yapıp da bomboş geçen nadir günler de olur&lt;br /&gt;Sövgü gibi bir söz "bomboş"&lt;br /&gt;Araları atlıyorum yeşil lamba, aralıktayız&lt;br /&gt;Gündüzlemeyi çok özledim, akşamlamayı da&lt;br /&gt;Artık biraz da güzel birşeyler olsa diyorum&lt;br /&gt;Sendromlar geçiriyorum farkında bile değilim&lt;br /&gt;Yoğunluklar için bir kapa parantez gerek&lt;br /&gt;Gülümsemeler gerek de neme gerek?&lt;br /&gt;İki nokta üstüste lazım bitirmeden önce&lt;br /&gt;Daha çok açıklamalar yapmam lazım&lt;br /&gt;Hala ölmek için bir sebep var mı birileri için?&lt;br /&gt;Betik betik işliyoruz yalnızlığı cadde boyunca&lt;br /&gt;Modül modül bölünüyoruz dostlarla bu köhne kentte&lt;br /&gt;Haliç'i kafam kadar güzel yapacağım anda&lt;br /&gt;Araları atlıyorum yeşil lamba, aralıktayız&lt;br /&gt;Çok rahatlatıcı karşı yakaya yardım yollamak&lt;br /&gt;Umut vermekte yarar var, uzaktan bakmakta&lt;br /&gt;Mutlu uyumakta, tekrar konuşmakta, bağ kurmakta&lt;br /&gt;Daha fazla düşünmekte kendini bulabildiğin düşlerde&lt;br /&gt;Denizin kıyısında hayal etmekte, memleketinde&lt;br /&gt;Araları atlıyorum yeşil lamba, aralıktayız&lt;br /&gt;Artık seninle daha yakın bir noktadayız&lt;br /&gt;Hızlı düşünüyorum hızlı adımlar atınca&lt;br /&gt;Onyedisindeyiz aralığın yedi küsür milyar insanla&lt;br /&gt;En mutlusu değilim belki ama umutlu addedebilirsiniz beni&lt;br /&gt;Beni, kendimden kaçanı, içine sığınanı bu kalabalıkta&lt;br /&gt;Bildiği yoldan şaşmayanım aralık, senin gibiyim ben de gör!&lt;br /&gt;Yirmi dört saat anca geçebildi, içimdekiler aynen durmakta&lt;br /&gt;Bin parçaya bölünmüş tatlı dertler, hepsi aynı anda işler&lt;br /&gt;Tavsiye ediyorum, öğüt veriyorum kendimden&lt;br /&gt;Biat etmeyene esirgemem hiddetimi, açık ederim&lt;br /&gt;Yüzseksen derece yakınım ancak, tam tersi yardımcıyım&lt;br /&gt;İlgim olmadığı durumda olsam da açarım kollarımı&lt;br /&gt;Araları atlıyorum yeşil lamba, aralıktayız&lt;br /&gt;Açıklıyorum ahali, kulak verin haydi bana&lt;br /&gt;Gülelim eğlenelim derken kaprisler yankılanır gecelerde&lt;br /&gt;Ne diyeceğini bilemeden güneşi kaldırırsın&lt;br /&gt;Susarsın sen hiçbir şey diyemezsin&lt;br /&gt;Üzülürsün birkaç olmayacak zaman&lt;br /&gt;Pek bir istersen sevmeyi sevilmekten geçersin&lt;br /&gt;Üç, dört, beş, monoton yükselirsin&lt;br /&gt;Belki de düşersin gözünden, bunu bilemezsin&lt;br /&gt;Bir damla olursun ya da bir naçar&lt;br /&gt;Cevapları içine gömersin, bir de utanmadan öğüt edersin&lt;br /&gt;Devrisi günleri bir öncesi akşam hayal edersin&lt;br /&gt;Tesadüfler yaratırsın, tokalaşırsın umutsuzluğunla, söner&lt;br /&gt;Araları atlıyorum yeşil lamba, aralıktayız&lt;br /&gt;Noeldeyiz, kukuletalı bir akşamdayız&lt;br /&gt;Diyonisis buzuki çalıyor, eşlik eden pek yok&lt;br /&gt;Gözetleniyoruz, havalandırmamak içten değil&lt;br /&gt;Kökler dayanıyor dizelere nağmelere&lt;div&gt;Daha bütün gece burada kalacağız&lt;br /&gt;Ertesinde yirmibeşindeyiz günlerden, bildin mi?&lt;br /&gt;Hatırladın mı çok değişik anıları aralık?&lt;br /&gt;Aynı ayı mısın geçmiş yılların, bir parola mısın?&lt;br /&gt;Sanki bilerek silmekte yarar var, değiştirmekte seni&lt;br /&gt;Metaforlar bu kadar ihtişamlı oturabilir tahtında&lt;br /&gt;Geri almakta; ama akıl almaz başka birşeyi&lt;br /&gt;Görebilmekte gözlerdeki feri, ayazı yok edebilmekte&lt;br /&gt;Araları atlıyorum yeşil lamba, aralıktayız&lt;br /&gt;Sonucu yıllar sonra belli olacak bir savaştan çıkmış gibiyiz&lt;br /&gt;"Komtanım n'olacak şimdi" bakışları&lt;br /&gt;Son çırpınışlar, gözlerden yaş geldi gelecek&lt;br /&gt;Bazıları son nefesini verdi verecek&lt;br /&gt;Ben de yılgın bir askerim ama tutuyorum zorla elinden&lt;br /&gt;Buyurgan hafiften, çekinmez, utanmaz!&lt;br /&gt;"Yenilmedik daha, kim ne derse desin galibiz"&lt;br /&gt;Kafedeyiz, hiç bilinmedik bildiğim bir şarkı çalıyor&lt;br /&gt;Bilmediğim bilindik bir durum bu, kotarıyor muyum?&lt;br /&gt;Yalnız kalmak başbaşa, yalnızlık çok güzel birşey&lt;br /&gt;Yanında konuşacak biri varsa, bir de saçmalamazsan eğer&lt;br /&gt;Israrlarla yorulmak ve ısrarla mutlu uyumak amaçlı günler&lt;br /&gt;Araları atlıyorum yeşil lamba, aralıktayız&lt;br /&gt;Seni çağırdım sonunda, bir anda sular yandı kaçarken sen&lt;br /&gt;Yürüdüm yürüdüm de açıldım, en son öpüştüğümüzden sonra aralık&lt;br /&gt;Araları atlıyorum yeşil lamba, geride bıraktım sanma seni&lt;br /&gt;Ofisteyiz zaten şaşkınız, İstanbul akıyor gözlerimden&lt;br /&gt;Hemen akşam olması kış gecelerinde nefret verici!&lt;br /&gt;"Halara!" diyorum, anlamlı bir boşluk bırakıyorum&lt;br /&gt;Nokta koymak gibi, o da nesidir, işe yarıyor muymuş bu tavırlar?&lt;br /&gt;Bir anda kendimi bulsam da, tekrardan gözlerdeki feri de&lt;br /&gt;Kapanmıyor gibi mesafeler, mesafe artırıyorum dinlenmek için&lt;br /&gt;Araları atlıyorum yeşil lamba, hala aralıktayız&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-7589701942797506689?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/7589701942797506689/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/02/ayaz-makam-iii.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/7589701942797506689'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/7589701942797506689'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/02/ayaz-makam-iii.html' title='Ayaz Makamı - III'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-5024002440279767422</id><published>2011-02-25T00:25:00.003+02:00</published><updated>2011-02-25T21:04:52.214+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Ayaz Makamı - II</title><content type='html'>Ekimin son yağmur damlası,&lt;br /&gt;Kayıp gitti an gibi çok seri,&lt;br /&gt;Bu ayazda dışarı çıkasım var,&lt;br /&gt;                    hatta çıkıyorum,&lt;br /&gt;                              çıktım.&lt;br /&gt;Bir sürü kalemim dolu halen,&lt;br /&gt;Ama bir yenisini de alasım var,&lt;br /&gt;                   hatta alıyorum,&lt;br /&gt;                               aldım.&lt;br /&gt;İlk iş ismini gizlice yazasım var,&lt;br /&gt;                     hatta yazıyorum,&lt;br /&gt;Karalanmış renkler arasına&lt;br /&gt;Önemsiz bir kağıt parçasına,&lt;br /&gt;               kullanmadığını yazdım.&lt;br /&gt;Elim titredi, bir gören oldu mu?&lt;br /&gt;Peki olsun mu izleyen beni?&lt;br /&gt;Bu korku mu, zevk acı verir mi?&lt;br /&gt;Denemek için sana varasım var,&lt;br /&gt;Yoksun ki kalabalıkta&lt;br /&gt;Sokaklararası koşturan bir fırtına,&lt;br /&gt;İçimdekinden daha fazla zevk alamaz&lt;br /&gt;Yere savururken rut kalmış dalları&lt;br /&gt;Kuruyan yapraklar eziyet çekerken&lt;br /&gt;Donmam bu sebepten hiç, ancak düzensizleşirim&lt;br /&gt;Biliyorum sıcağa varacağımı yakında&lt;br /&gt;Bir şair, gerçek üstad o&lt;br /&gt;Çıkmış laf ediyor kuralsızlığıma,&lt;br /&gt;İlk dizem bu, sana ithafen&lt;br /&gt;Kaldırım mantarlarının nezdinde,&lt;br /&gt;Atasım var sokaklara savurasım var,&lt;br /&gt;                      hatta savuruyorum,&lt;br /&gt;                                savurdum.&lt;br /&gt;Yanımdan akan düzenli trafik,&lt;br /&gt;Kadehimi ölçüsüz satırlarla bölesim var,&lt;br /&gt;                            hatta bölüyorum,&lt;br /&gt;                                      böldüm.&lt;br /&gt;Artık kusuruma bakmazsın okursan eğer üstad&lt;br /&gt;Ben okuyor unutuyorum, aklıma bulaşan ne varsa,&lt;br /&gt;Yıkıyorum, görememezlikten gelesim var,&lt;br /&gt;                             hatta görmüyorum,&lt;br /&gt;                                  kör mü oldum?&lt;br /&gt;Hayır ama hiçlik bir müeyyide gözlerinde onun&lt;br /&gt;Nöronlar kararsızken çizgilerinde kaldırımların&lt;br /&gt;Ne yaptın bana, manasız yürüyorum&lt;br /&gt;Böyle bir kimyada nasıl tepkir bünye&lt;br /&gt;Uzaktayken sen, hatta yöreni bilmeden&lt;br /&gt;İçime akıtılmış bir elektrik&lt;br /&gt;Özkütlem bir yandan aşıyor beni&lt;br /&gt;Taşıyamıyorum yoğunlaşmış ve&lt;br /&gt;Soğumuş, akışmayı özlemiş hisleri&lt;br /&gt;Sanıyorum dibe batmalarım da bu yüzden,&lt;br /&gt;Sürüne sürüne sana varasım var,&lt;br /&gt;                        hatta varıyorum,&lt;br /&gt;                                   vardım,&lt;br /&gt;                                sen yoktun.&lt;br /&gt;Düşümde tepindi olmasa da olurlar&lt;br /&gt;Kendimi bulmak için uyanasım var,&lt;br /&gt;                    hatta doğruluyorum,&lt;br /&gt;                     bekle biraz yeni ayıldım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-5024002440279767422?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/5024002440279767422/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/02/ayaz-makam-ii.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/5024002440279767422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/5024002440279767422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/02/ayaz-makam-ii.html' title='Ayaz Makamı - II'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-3030975342210476241</id><published>2011-02-21T00:35:00.005+02:00</published><updated>2011-02-21T01:08:13.696+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Ayaz Makamı - I</title><content type='html'>Havalar mı soğumuyor yoksa çok mu ısınmışım?&lt;br /&gt;Yanmışım da sanki aklımdaki küller savrulmuş &lt;br /&gt;Bir imge var ki inadına önüme düşüyor&lt;br /&gt;İlkten korku verici, tedirgin edici&lt;br /&gt;Ve sanki umut kırıcı mıdır bilemedim nedir?&lt;br /&gt;"Bırak bu işleri" diyen, "Niceni gördüm senin",&lt;br /&gt;"Yenisini almaz mısın?" buncasının devrisinde&lt;br /&gt;"Uğraşmaz mısın?" kıvamında üstelik&lt;br /&gt;Diyorum ki inatla "Tatmadan varamam ki hiçbir lezzete"&lt;br /&gt;Pek aldırmıyor mu yoksa ne?&lt;br /&gt;Damağım nasiplenmek ister hep böyle tatları&lt;br /&gt;Hazırlanmalıyım o günlere, o günler gelecek &lt;br /&gt;Haydi başlayalım bilinmezliklere ötedeki&lt;br /&gt;Yutkunmakla açılışı yapalım&lt;br /&gt;En bayat ihtimal seni gömeyazarım ikibinon&lt;br /&gt;Ama birkaç dakikanı ayırsan birazcık benden yana artık&lt;br /&gt;Bir hayrını görmedim sıcak geçen kışından gayrı&lt;br /&gt;Soğuk nevalesin aynı, senle de uğraşmasını bilirim&lt;br /&gt;En rahat ihtimal üzerine güller koklarım ikibinon&lt;br /&gt;Günlerinin beşiyken aylarından onuncusunun &lt;br /&gt;Bir dize damlaya damlaya kan gölü olmuş kalbimde&lt;br /&gt;"İnançlar tükeniyor" diyor üstad, üzülmeli&lt;br /&gt;Ancak kahrolmak yetmiyor milenyum sokaklarında&lt;br /&gt;Boşuna beklemişim diyor rejenereden ırak ruh&lt;br /&gt;Daha çok direnmeli, yenilenmeli ve sanki dinlemeli&lt;br /&gt;Kulaklar yorulmalı ki daha çok yorulsun çeneler&lt;br /&gt;Sen de enikonu neşelen işte dilinde tüyler biterken&lt;br /&gt;İki arada saçmala, sapıt bir ciddiyet deresinde&lt;br /&gt;Bırak dilin dönmesin boşver, tersse her şey sen de terslen&lt;br /&gt;"Keşisim", uzaktan "keşisim", yakından filan. Neler oluyor?&lt;br /&gt;Pek aldırmıyor mu yoksa ne? &lt;br /&gt;Bahçede papatyalar, çöken sörvırlar yine &lt;br /&gt;Hayat çok kolay aslında, larlar ve larlar -kesişim&lt;br /&gt;Bak gördün ya en kolayı bu kendini bulmanın hayatta&lt;br /&gt;Yaşanan ve sıkıntıları büyük olsa bile, &lt;br /&gt;Tam detay alamasak da kendilerinden&lt;br /&gt;Ve sanki uzaktan bakmakla yetineceğiz gibi dursa da&lt;br /&gt;Şimdilik! Bu sıralar...&lt;br /&gt;Çok yazıyorum ve ne çok not düşüyorum geleceğe dair&lt;br /&gt;Çok yoruldum bugün de ve ne çok bulamadım kendimi&lt;br /&gt;Ne çok çokumsalım, bir hiçten çoklar yaratmışım ikibinon&lt;br /&gt;Sanıyorum koca bir gedik açmışım kayıptaki kalene&lt;br /&gt;Bakarsın yıkılıverirsin en olmadık zamanda!&lt;br /&gt;"Zaten miadına ne kaldı şurada?" demiş olamam&lt;br /&gt;Ama şu an her şey öyle boş geliyor ki, bağımsız olarak &lt;br /&gt;O havalarından ve kattığın gereksiz yorgunluktan ikibinon&lt;br /&gt;Her şey ama, şu yazdığım bile, neden yazdığım bomboş!&lt;br /&gt;Beni bana gösteren bir ayna olsa bile kırılmış&lt;br /&gt;Çırpındığım bataklıkta yükselen sular&lt;br /&gt;Pek aldırmıyor mu yoksa ne?&lt;br /&gt;Hayat başkalarının sözleriyle mi yaşanmalı illa?&lt;br /&gt;Bir kısım bir yerden bir etki aparma peşinde&lt;br /&gt;İlla ilgi göstermek mi gerek en uyduruk sözlere bile?&lt;br /&gt;Beynim aforizma, beynim duygusal; doldu da taşamadı&lt;br /&gt;"Ne uyudum ya" demiş olamaz mı Nietzsche bir anında &lt;br /&gt;Benim gibi! Einstein insan değil mi?&lt;br /&gt;Ki dememiştir ömründe...&lt;br /&gt;"Saat de epey geç oldu" diye&lt;br /&gt;Sözler hep mi güzel, hiç düşünmedin mi gerçekliği?&lt;br /&gt;Benim de sözlerim var karbon kopyası bedava!&lt;br /&gt;Ahh, pardon ama kimse gülmüyordu değil mi?&lt;br /&gt;Haklısınız! "Ben buldum" deyince bir fıkranın ardından&lt;br /&gt;Anonim duygular yaratmışız bilindiklerin dünyasında&lt;br /&gt;Benimsenip yüzüstü bırakılan, zamanla unutulan&lt;br /&gt;Ve sanki sonrasında tekrar moda&lt;br /&gt;Boşuna mı didinmişim ben çoğunluğun gözünde,&lt;br /&gt;Gözünden düşenlerle?&lt;br /&gt;Yanlış zamanda mıyım veyahut? &lt;br /&gt;Yanlış insan mıyım bu topraklarda?&lt;br /&gt;Hiç denenmemişi aramışım, sanmışım&lt;br /&gt;Hiç üşümemem de bu yüzden sanıyorum &lt;br /&gt;Isıtmışım etrafımı yanıyorum, sakın yaklaşma ikibinon&lt;br /&gt;Eflatun bir pençe açtı yara, tuz basar uyurum her gece&lt;br /&gt;Beynimdeki keyif ve kural adamcıkları kavga edip dururlar &lt;br /&gt;Çaktırmadan kollarım kaçmaya yeltenenleri ikibinon&lt;br /&gt;Diğerleri hep orada olacak her nasılsa senden sonra da&lt;br /&gt;"Bu yola gireli kaç zaman geçti?" derken&lt;br /&gt;Ne yani yanlış bir yolda mıyım yoksa?&lt;br /&gt;Pek aldırmıyor mu yoksa ne?&lt;br /&gt;Yaptığım her şeyin nedenine şerbetlenmişim&lt;br /&gt;Sen sorduğunda ben yalan söylüyorum ama bu çok ikircikli&lt;br /&gt;Beklemeli miyim peki? Ya ne kadar peki? &lt;br /&gt;Ve sanki çok sürmeyeceğini söyler gibisin&lt;br /&gt;Gün gelir sen de göreslenirsin ikibinon&lt;br /&gt;İçindekilerden dolayı olur bu&lt;br /&gt;Alametler kayıp, yüzün buz gibi&lt;br /&gt;Bana biraz güç versen ikibinon&lt;br /&gt;Peki peki, yine bir şeyler karalayayım, olur olur!&lt;br /&gt;Her renge bürünüp de renk vermeyeyim &lt;br /&gt;Etrafımdakiler en çok buna gıcık olsunlar&lt;br /&gt;Yine hep sandığım gibi&lt;br /&gt;Pek aldırmıyor mu yoksa ne?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-3030975342210476241?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/3030975342210476241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/02/ayaz-makam-i.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/3030975342210476241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/3030975342210476241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/02/ayaz-makam-i.html' title='Ayaz Makamı - I'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-8865864260318093417</id><published>2011-02-21T00:12:00.001+02:00</published><updated>2011-02-25T20:58:47.893+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Ve Belki - VIII</title><content type='html'>Fırtınayla bir çift ürkek gözün meraklı bakışması&lt;br /&gt;Biri anlayamamış bir türlü nasıl olduğunu&lt;br /&gt;Omuzlarını öne attığında biliyor güçlüsü&lt;br /&gt;Birden ileriye ve geri ürkekçe yeniden&lt;br /&gt;Demek ki bu "Nasıl ama nasıl" demek&lt;br /&gt;Demek ki bu "Bilmiyorum"&lt;br /&gt;Bunca iş ve güç arasında bu işve güç çok&lt;br /&gt;Varılmayı bekleyen çok kıyı varken&lt;br /&gt;Biri bir umut dilenmek ister karşısındakine&lt;br /&gt;Diğerininse içine işler bu bakış enikonu&lt;br /&gt;Dişe diş çarpıştırır hissiyatla mantığını&lt;br /&gt;Gözlerinin içinde ötekinin dipsiz bir istek&lt;br /&gt;Umutsuzluk diye düşünür kayıplara yol alan&lt;br /&gt;Bir yelken yapıyapar gözyaşlarında yüzdürmeye&lt;br /&gt;Kaçmaya yeltenir üzerine gitmek yerine&lt;br /&gt;Öte taraftan ağlatmaktan korkar fırtına&lt;br /&gt;Çünkü tanımaz etmez içini karşısındakinin&lt;br /&gt;Tez bitmesini bekleyen ayakta&lt;br /&gt;Ve belki&lt;br /&gt;Hiç öğrenemeyecek&lt;br /&gt;Nasıl olur da o anda orada takılıdurur&lt;br /&gt;Yanar bakışlara zaman zamansız&lt;br /&gt;Derinini görürse olabilir bir afet&lt;br /&gt;Dinmek istemez yine, akmak istemez&lt;br /&gt;Kimseyi çağıramaz içindeki yangınına&lt;br /&gt;Destek alıverir de irisinden&lt;br /&gt;Bir başka yerde evvelinde hiç koparamadığı&lt;br /&gt;Sıradışı renginden etkileniverir&lt;br /&gt;Söndürmeyi denemez kalbini ancak&lt;br /&gt;Her şeye karşın ağlatmaktan korkar fırtına&lt;br /&gt;Öte taraftan diğeri en son vakitte yetişiverir&lt;br /&gt;Kumaşını dikeyazar yelkeninin de&lt;br /&gt;Gönüllü rüzgarlardan korkar bitirdiğinde&lt;br /&gt;Gönül çalıcılardan kuvvetle muhtemel&lt;br /&gt;Aidiyeti başka türlü zaten belli&lt;br /&gt;Etrafı surlarla çevrili bir ada o&lt;br /&gt;Üzerinde muhtemel yağmurlar taşır&lt;br /&gt;Öte taraftan ağlatmaktan korkar fırtına&lt;br /&gt;Yüzme bilmez derin bakışmalarda&lt;br /&gt;Güzel değilken bile güzel görür&lt;br /&gt;Buna aşk derler de aldırmaz&lt;br /&gt;Yine de saldırmaz, güler katılırcasına&lt;br /&gt;Ne maşuk ne aşık en iyi o bilir kendini&lt;br /&gt;Çok koşturur da pek kan kaybeder&lt;br /&gt;Devrindekilere "İşte onlar aşktı" der&lt;br /&gt;Heybesine kattığı renkler için&lt;br /&gt;Koleksiyon yapar sevmemek üzerine&lt;br /&gt;Denemek için eser, gürler gizlice,&lt;br /&gt;En beklemedik vaktinde diğerinin&lt;br /&gt;Yaşlar akıtmak istemez suçu üstlenmemek adına&lt;br /&gt;Durur bazen, içinde sıkıntı olur damlalar&lt;br /&gt;Her şeye karşın ağlatmaktan korkar fırtına&lt;br /&gt;Bazen kendisi de ağlayamaz işte bu yüzden&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-8865864260318093417?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/8865864260318093417/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/02/ve-belki-viii.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/8865864260318093417'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/8865864260318093417'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/02/ve-belki-viii.html' title='Ve Belki - VIII'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-6401383316715107430</id><published>2011-02-21T00:03:00.005+02:00</published><updated>2011-02-21T22:54:28.425+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Ve Belki - VII</title><content type='html'>O uyurken olmuş bütün olanlar&lt;br /&gt;Günlerin uzamasını aynı zamanda&lt;br /&gt;Akşamların kıştan uzaklaşmasını...&lt;br /&gt;Göremedi arasında bir andayken,&lt;br /&gt;Tatlı bir akşamüstü yorgunluğundayken&lt;br /&gt;Herkes büyülü manzaraya dönmüş sırtını&lt;br /&gt;Yıkık surlarla bir bütünü tümleyen &lt;br /&gt;İstanbul'un insanları...&lt;br /&gt;Dışlamış ve zincirleri izin vermez&lt;br /&gt;O akıp gitmiş gelgelelim, kızarmış sözleri&lt;br /&gt;Derinlere dalmış ki nefesine kuvvet&lt;br /&gt;Dolu tarafından bakamaz dökülmüşken düşleri&lt;br /&gt;Ve belki&lt;br /&gt;O kadar yolu geri tepemez&lt;br /&gt;Sessiz şarkılar mırıldanamaz&lt;br /&gt;Ferah değil artık yolculuklar&lt;br /&gt;Uzun sürecek kadar&lt;br /&gt;Mahcubiyeti sizlere ey kendini bilenler&lt;br /&gt;İncir çekirdeğinde dingilder düşleri&lt;br /&gt;İçlerinde cümleleri kendi sesinden&lt;br /&gt;Sayıklayıp söylenir de arlanır&lt;br /&gt;Uyandırdınız ya onu ey kendini bilenler&lt;br /&gt;Sefertası elinde olsa ne yarar işine&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-6401383316715107430?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/6401383316715107430/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/02/ve-belki-vii.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/6401383316715107430'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/6401383316715107430'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/02/ve-belki-vii.html' title='Ve Belki - VII'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-2886635116884816873</id><published>2011-02-21T00:01:00.000+02:00</published><updated>2011-02-21T22:35:10.006+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Ve Belki - VI</title><content type='html'>Yine onlar için sonsuzmuş&lt;br /&gt;Çizilenler, dosdoğru ama&lt;br /&gt;Ufuğu pek göremediler&lt;br /&gt;Gün doğmuş &lt;br /&gt;Yanında yeni doğan bir şey yok&lt;br /&gt;Her tonunda fuşya düşlerin&lt;br /&gt;Firar noktaları unutulmuş&lt;br /&gt;Kaçarken, bir bozuk perspektif&lt;br /&gt;Geri hiç dönemediler&lt;br /&gt;Kaderler yamuk yumuk kalmış&lt;br /&gt;Ve belki&lt;br /&gt;Planlı dağınıklıklar bunlar&lt;br /&gt;Anlamlı sadeliklikler içerisinde&lt;br /&gt;Yaşarken, vazgeçilen devrimler&lt;br /&gt;Belirsizlikler, o belirsizlikler&lt;br /&gt;Belli bir yere doğru sürüklenmiş düşler&lt;br /&gt;Darbeler kağıt üstünde sertken&lt;br /&gt;Bazen düşeş atarsın yaramaz işine&lt;br /&gt;Fırçalar bu yüzden net çizemediler&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-2886635116884816873?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/2886635116884816873/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/02/ve-belki-vi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/2886635116884816873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/2886635116884816873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/02/ve-belki-vi.html' title='Ve Belki - VI'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-3575589393251631018</id><published>2011-01-31T18:53:00.009+02:00</published><updated>2011-02-01T04:27:48.023+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Ve Belki - V</title><content type='html'>Yanyana sıralanmış üç nokta ile biten tümce&lt;br /&gt;İnandık dört başın mamur &lt;br /&gt;Parıldarsın&lt;br /&gt;Görüyorsun ya senin de sonun gelmiş&lt;br /&gt;İster ol kömür kağıtta&lt;br /&gt;Sessiz bir çığlık ister&lt;br /&gt;Ve belki &lt;br /&gt;Gelecek, devrinden sonra &lt;br /&gt;Gelecek daha tazesi&lt;br /&gt;Varsayalım serzeniş dolu bir arkadaşın olsun&lt;br /&gt;Yeni bir başlangıç değil mi &lt;br /&gt;Unutulman için&lt;br /&gt;Ya da öldün işte &lt;br /&gt;Varsaysak sessizlikse hemen ardın&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-3575589393251631018?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/3575589393251631018/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/01/ve-belki-v.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/3575589393251631018'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/3575589393251631018'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/01/ve-belki-v.html' title='Ve Belki - V'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-8948098225907692741</id><published>2011-01-02T19:51:00.001+02:00</published><updated>2011-01-02T19:51:38.949+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>İkinci Tekil Kişi</title><content type='html'>&lt;div&gt;Anlatmadıklarım&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Var anlatamadıklarım sana&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gözlerin farkında&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Barındırır seni anadilimde&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kaçırıyorsun bilerek&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dayanamamaktan mı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ancak anlamaz değilsin&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Peki ya nedeninden yaptıklarımın&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anlatamadıklarım&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Var anlatmadıklarım sana&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Noktalarım firarda&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Barındırır beni anadilimde&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kullanmıyorum bilerek&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cesaret edememekten mi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ancak istemiyor değilim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Peki yeni bir cümleye başlamanın&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-8948098225907692741?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/8948098225907692741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/01/ikinci-tekil-kisi.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/8948098225907692741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/8948098225907692741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2011/01/ikinci-tekil-kisi.html' title='İkinci Tekil Kişi'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-7291630957403670169</id><published>2010-12-28T15:55:00.006+02:00</published><updated>2010-12-28T16:00:38.645+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Manzume'/><title type='text'>Sudan Hayat - I</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif; font-size: 13px; border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;Ben &lt;i&gt;Hidrojen Diyojen&lt;/i&gt;, su milletinin atasıyım&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif; font-size: 13px; border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;Çok çok önceleri pek bir suskundum &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif; font-size: 13px; border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;Derdim olur da anlatmazdım kimseye, &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif; font-size: 13px; border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;Sevincimi kimseyle paylaşmazdım&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif; font-size: 13px; border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;İzlerdim, sadece seyrederdim etrafımı&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif; font-size: 13px; border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;Hayatımda olup bitenlere karşı duyarsız değildim &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif; font-size: 13px; border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;Tabii ki de!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif; font-size: 13px; border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;Ancak susmayı konuşmaya yeğ tutardım &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif; font-size: 13px; border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;Anlayacağınız, çekingen bir su damlasıydım &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif; font-size: 13px; border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;Bu çekingenliğim yüzünden nefret ederdim; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif; font-size: 13px; border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;Kalabalık içine karışmaktan!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif; font-size: 13px; border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;Ama zamanla açılmaya başladım ben de sonunda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif; font-size: 13px; border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;Dışarıda yağan yağmura bakın, &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif; font-size: 13px; border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;Oradaki bir damla belki de benimdir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif; font-size: 13px; border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;Benim de ağladığımı gördüyseniz &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif; font-size: 13px; border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;Takip edin beni!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-7291630957403670169?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/7291630957403670169/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/12/sudan-yasamlar-i.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/7291630957403670169'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/7291630957403670169'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/12/sudan-yasamlar-i.html' title='Sudan Hayat - I'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-1166101726656362467</id><published>2010-12-21T19:17:00.010+02:00</published><updated>2010-12-24T02:00:47.761+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Makale'/><title type='text'>Bataklık Yüzücüsü</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;İzlediğim hüzün dolu bir sahnede özgünlük arayışına gerek duymam. Çünkü acıklı sahnelerin tamamına yakınında güldürü sahnelerindeki gibi aklı kurcalayacak, kişiyi sorgulatacak öğeler pek bulunmaz. Safi insanın zayıf noktalarını yakalamaktan ibarettir. Bu yüzden, çoğunluk özgünlük aramaz bu sahnelerde. Aynı sahneyi defalarca izleseniz de içinizi bir hüzün kaplar, ağlamamak için zor tutarsınız kendinizi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Bu nedenle basitçene diyorum ki güldürmek daha zordur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Gülmek için gülmek ayrıdır; ama kendini tutamadan gülmek asıl gülmektir bence. Ben güldürü içerikli bir görsel izlediğimde gülmeyi bırakın kolay kolay tebessüm bile edemiyorum çoğu zaman. Bunun sebebini de güldürü için yapılanların özgünlüğünü kaybetmesine bağlıyorum. Artık çoğu senaryoda aynı tarz espriler, bayatlamış söz oyunları, izlenilen sahne sözüm ona komik bir hal alsın diye seyirciyi ahmak yerine koyan hal ve hareketler...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Bir dizi ya da film izlediğimde, ki bu ülkemizin has kaynaklarından imal bir yapım oluyor genellikle, kumanda elimde hazır bekler. Notunu vermem için kıstasım belli ve tektir. Çoğu vakit karşıma çıkan bir durum var ki o da sahnenin birinde olacak bir olayı veya espriyi sezdirebilmek için apaçık bir şekilde "Bunu izleyen şimdi buradaki püf noktayı çakamaz" diye düşünülüp sahne ya bir müzik, ya bir farklı kamera açısı ya da o sahnede oynayanların sözlerini abartısız üç-dört kez tekrarlamak suretiyle izleyiciye o olayı ya da espriyi "çaktırmak" için aptal muamelesi yapılıyor. Sahi insanlar bu kadar mı aptal? Gerizekalı yerine mi konulmak istiyoruz yoksa? Bu yaratıcılığı öldüren bir nokta olmakla birlikte insanlara vakit kaybından başka hiçbir katkısı olmayan bir düşünce. Kendimi bildim bileli bu tür yapaylıklar mevcut olmuştur. Bu yapımlar neden beyin geliştirici, düşündürücü, sorgulayıcı, beyin zorlayıcı değildir de kendi kendine yemek yemeyi bilmeyen bir çocuğa yemek yedirme mantığına dayalıdır? Televizyon bir "aptal kutusu" diye böyle davranıyor medya sanırım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Genellikle bir espriye, ya da yapılan bir şakaya bir kez gülersiniz, bilemediniz birkaç kez; ondan sonra sizin için hiç de komik kaçmaz yapılanlar. Güldürünün olması için özgünlük, yenilik şart.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Bu nedenle de yine diyorum ki güldürmek daha zordur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Kısacası, güldürmek özveri isteyen bir iş. Bir insanın moralini bir anda, ağzınızdan çıkan tek bir sinir bozucu kelimenizle bile çökertebilirsiniz; ama tam tersi şekilde bir insana moral vermenin temel taşı o kişiyi tebessüm ettirebilmekten geçiyorsa bu kesinlikle tecrübe ve zeka isteyen bir meziyet.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Sessizlik yaratan, düşünmeye sevkeden güldürülere bayılırım. Güldürü her türde olabilir. Sazsız-sözsüz, salt jest ve mimiklerden de oluşabilir pekala; aynı zamanda tek kelimeden de. Keza uzun uzadıya anlattığınız bir şeyin son cümlesi de güldürü barındırabilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Güldürü yapılırken benim için en önemli detaylardan biri de nerede ve nasıl yapılacağıdır. Bir konuşma halindeyken ya da birisini dinlerken aklınıza gelen bir espriyi yapabilmek, hatırladığınız bir komik bir anektodu anlatabilmek için araya girebilmenin zamanlaması kolay bir iş değildir. Konunun tam da hararetli kısmında anlatacağınızı yarıda bırakarak ya da birisinin lafını saygısızca keserek söz almak sinir bozucu bir şeydir. Oysaki konuşmalar sırasında cümlelerin sonundaki noktalardan sonra kısa bir sessizlik olur. Tam o sırada söze girebilmek zamanla kazanılabilecek bir yetenektir, tecrübe ister. Herkesin sizi dinlemeye hazır olduğu baskısını üzerinizde hissettiğiniz zaman tonlama ve vurguları yerinde kullanmanın yanında anlatacağınızı beyninizde kurgulamak yararlı olacaktır. Karşınızdakilerin sözünüzü bitirdiğiniz an suratınıza aval bir ifadeyle bakmaları sizin anlattığınız olayı bir kez daha tekrar etmeniz gerektiği, dinleyicilerinizin bu sefer biraz kırılmış istekleriyle sizi dinleyecekleri anlamındadır. Tekrarların tabii ki yararları boldur; ancak bu tür durumlarda ortamı sıkıcı hale getirir. Gülücük beklerken yüzünüze "Yani?" manasıyla bakan aval suratlar size üzüntü yaratır. Bu nurtopu üzüntünüzden yara almadan kendinizi sıyırıp yeni esprilere, komik hikayelere yelken açabilme gibi bir yeteneğiniz olsa bile biraz önceki hatalarınıza bir daha düşmemek için daha çok debelenmeniz gereklidir. Çok açık ki bu çabalarınız üzerinizde bir sıkıntı doğuracaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Ben sadece güldürüde zamanlamanın öneminden, bu konuda hataya düşüldüğü takdirde durumu kurtarmanın güçlüğünden bahsetmeye çalıştım. Ancak, pek tabii ki güldürünün püf noktası sadece zamanlamadan ibaret değil. Bulunulan ortam özellikleri ve dinleyici profili, anlatım şekilleri, anlatıcının bir şekilde kendisini dinlettirebilme yeteneği, ... Bunlar güldürüyü zor hale getiren başlı başına faktörler olsa da hepsi birbiriyle iç içe girmiş, kompleks bir yapıdadır. Örneğin demin değinilen zamanlama ve tonlama ikilisi ortamdan ortama, dinleyiciden dinleyiciye değişebilir. Bu yüzden farklı güldürü yapılarına ayak uydurabilecek bir yeteneğe sahip olmak ya da zaman içerisinde tecrübe edinmek gereklidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Güldürünün kendisi bu nedenlerle bir bataklık izlenimi uyandırıyor bende. Dışarıdan sakin gibi görünse de içerisinde insanı hayrete düşüren bir çok zorluk barındırıyor. Bu nedenle debelendikçe batmanız olasıdır; ama iyi bir güldürücü zor şartlarda bile debelenmek bir yana yüzmeyi başarabilendir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Bu yüzden diyorum ki güldürmek zordur; çünkü güldürebilmeyi bataklık yüzücülüğüne benzetiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-1166101726656362467?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/1166101726656362467/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/12/bataklk-yuzucusu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/1166101726656362467'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/1166101726656362467'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/12/bataklk-yuzucusu.html' title='Bataklık Yüzücüsü'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-3559065282649626051</id><published>2010-12-18T02:46:00.006+02:00</published><updated>2010-12-18T03:11:47.675+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Kaynamak</title><content type='html'>Sokaklı dertler kümeli&lt;div&gt;Herbirinde telaş adımları&lt;div&gt;Usanmış hepsi geçmişinden &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Taşlar, kaldırım taşları &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ağrıyor mu acaba başları&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İnsan kaynıyor her yer&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evler bir nebze daha sakin &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Teskin edercesine odalar&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Daha sıcak düşüncelerse&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sular demlenmek için sıcak&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ufak sayılmamalı keyfi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İçmenin bir fırt çayı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yakarken inceden boğazı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Unutulur mu her şey&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Görmezden gelinir mi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir derdi arada kaynatmak&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-3559065282649626051?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/3559065282649626051/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/12/kaynamak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/3559065282649626051'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/3559065282649626051'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/12/kaynamak.html' title='Kaynamak'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-7056157055790771349</id><published>2010-12-16T01:21:00.004+02:00</published><updated>2010-12-22T19:28:42.327+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Makale'/><title type='text'>Ötanazi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(68, 68, 68); line-height: 13px; -webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;"Sayın yargıçlar ve din görevlileri, &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;span class="postbody" style="-webkit-box-sizing: border-box; line-height: 18px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 13px; color: rgb(68, 68, 68); "&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;span class="postbody" style="-webkit-box-sizing: border-box; line-height: 18px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 13px; color: rgb(68, 68, 68); "&gt;&lt;i&gt;Biraz önce izlediğiniz görüntülerden sonra sormak isterim. Biçimsiz ve bozulan bir bedenin bekçisi olan bu insan için saygınlık nedir? Vicdanlarınızın vereceği yanıt ne olursa olsun benim için saygınlık bu olamaz. Ben, yaşamı özgürlüğü seven çoğu insan gibi yaşamanın bir hak olduğuna ama bir zorunluluk olmadığına inanıyorum. Bunu daha fazla yapmayı da reddediyorum."&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; -webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;span class="postbody" style="-webkit-box-sizing: border-box; font-size: 12px; line-height: 18px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 13px; font-size: 11px; color: rgb(68, 68, 68); "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;span class="postbody" style="-webkit-box-sizing: border-box; line-height: 18px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 13px; color: rgb(68, 68, 68); "&gt;Ötanazi isteyen Ramon Sampedro&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; -webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;span class="postbody" style="-webkit-box-sizing: border-box; font-size: 12px; line-height: 18px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;span class="postbody" style="-webkit-box-sizing: border-box; line-height: 18px; "&gt;Bu alıntı gerçek bir son sahneye ait. 2004 İspanyol yapımı Mar Adentro adlı filmde de gözler önüne serilen, gençliğinde denize dalış yaptığı sırada omurgasını kırıp felç geçiren ve o andan itibaren hayatı kararan bir adamın yürek burkan gerçek hayat hikayesinin son sahnesi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;span class="postbody" style="-webkit-box-sizing: border-box; line-height: 18px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;span class="postbody" style="-webkit-box-sizing: border-box; line-height: 18px; "&gt;Ötanazisini talep ederken yaşadıklarını, hayallerini, isteyip de başaramadığı onca şeyi, anılarını izlerken Sampedro'nun ölümü beklemesinin yerine ölüme adeta susamış olmasını görmek düşündürmüştü beni. Hayata dair düşünceler, olaylara karşı bakış açıları keskin bir şekilde yerleşmişken bir bünyede, farklı durumlarda hissedilenler değiştirebiliyor demek ki tüm yaşamı. Kalbin duyduğu bir aşk, aklın hissettiği bir şevk bile yılgın düşebiliyor çaresiz kalmış bir bünyeye. Tokat gibi çarpan kısmı da bu olmuştu bende.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;span class="postbody" style="-webkit-box-sizing: border-box; line-height: 18px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;span class="postbody" style="-webkit-box-sizing: border-box; line-height: 18px; "&gt;Filmde ötanaziyi savunan veya ona karşı olan yanların eşit olarak yansıtılmış olması, en azından kişisel haklar bakımından eserin tarafsız bir anlatımla çaresiz bir hastanın hayatını, bağlantılarını ve çevresindeki insanların tutumunu gözler önüne sermesi bu konu üzerinde düşünülmesini gerektiriyor.  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;span class="postbody" style="-webkit-box-sizing: border-box; line-height: 18px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;span class="postbody" style="-webkit-box-sizing: border-box; line-height: 18px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: normal; -webkit-border-horizontal-spacing: 0px; -webkit-border-vertical-spacing: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;span class="postbody" style="-webkit-box-sizing: border-box; line-height: 18px; "&gt;Seyretmemin hemen sonrasında ötanazi hakkında ufak çağlı bir araştırma yapmış, k&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;ökeni Yunanca olan bu sözcüğün&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt; "güzel ölüm" manasını taşıdığını öğrenmiştim. Çok eskilerden süregelen bir uygulama olduğunu, ama iyileşmesine ihtimal verilmeyen bir kişinin &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;bugünkü bildiğimiz anlamıyla &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;"ölüm hakkı"nı kullanması değil de çevrenin baskısıyla zorla ölüme atılması, bazı kültürlerde de terkedilmesi olduğunu öğrenmiştim. Özetle bir hak olarak değil, zamanın toplum kalitesi anlayışının zorunluluklarından biri olarak algılanıyormuş ilk demlerinde. Vaktiyle insani değerlerin önem kazanması bu acımasız uygulamanın talepkarlarını değiştirmiş sanıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;span class="postbody" style="-webkit-box-sizing: border-box; line-height: 18px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;span class="postbody" style="-webkit-box-sizing: border-box; line-height: 18px; "&gt;Sampedro'nun hikayesini izlemeden evvel gönüllü ötanazinin insanın en zor durumunda olsa bile rahata kavuşması için doğru bir yol olmadığını düşünürdüm; ötanazi hakkındaki aksi düşünceler bana hep ters gelirdi. İçinde bulunulan durumdan kurtulmanın ufak ihtimallerini düşünebilmenin bile yaşama sevinci taşımaya yeterli olacağına inanırdım. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;Çok basit kaçabilecek bir empatiyle kendimi ötanazi talep eden bir kişinin yerine koyduğum zaman, tam anlamıyla onun yaşadıklarını hissedemesem de, bazen kurtuluşumun sabır ve yaşama sevincinde, bazen de salt ötanazide olduğunu düşünüyorum hala. Bu kararsızlığımın nedeni böyle bir durumda kendimi hiçe sayabilecek cesareti gösterebileceğimi düşünebilecekken değer verdiklerimi de benimle beraber bilinmezliğe sürükleyememek olsa gerek. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;Kesin bir nokta var ki o da ötanazi talebinin kişinin kendine ait bir hak olduğu, kişinin her ihtimali tartıp da sonunda cesaret edebildiği bir hak. Her ne olursa olsun her kişisel hakta olduğu gibi ötanazinin de devlet tarafından engellenmemesi gerek. Kişinin hür iradesine ve özellikle de tamamen özgür dini fikirlerine kalmış bir isteğin özgürlüklere evet diyen bir devlet tarafından karışılması bana mantıklı gelmiyor. Kaldı ki herhangi bir hastanın tedaviyi reddetme hakkı yasal olarak varken, ötanazinin yasaklanması kişi haklarına bir saygısızlık olarak görülebilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;İspanya'da da yasak olan ötanazi sonuçta engellenemedi ve Ramon Sampedro 1998 yılında gönüllü ötanazi ile hayatına son verdi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-7056157055790771349?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/7056157055790771349/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/12/otenazi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/7056157055790771349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/7056157055790771349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/12/otenazi.html' title='Ötanazi'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-3450539907687584147</id><published>2010-12-14T22:04:00.007+02:00</published><updated>2010-12-14T22:28:16.148+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Deneme'/><title type='text'>Aydaki Adam</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;1970'li yılların başı. Amerika. Göçmen bir komedyen önce köhne sahnelerde, hemen ardından televizyonda ünleniyor bu yıllarda. Tarzı, duruşu, hayat anlayışı bildiğimiz, güldüğümüz komedyenlerden çok farklı. Rol yapmadığını söylüyor, "Sadece benim" diyor. Amerikan halkı gülmekte zorlandığı bu adamı yavaş yavaş silmeye başlıyor gözünde. Onu anlayabilenler çok kısıtlı sayıda o yıllarda. Hoş, zamanımızda da onu anlayabilen pek yok gibi. Ve gün geliyor ölüyor bu adam, ama arkasından çok konuşuluyor. Şaibeli bir ölüm onunkisi; bazı kesimler ölmediğini, hala yaşadığını savunuyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;Andy Kaufman. Değişik bir adam bu. Gösterilerinde tulumun içine girip uyuyabilmek, hiç konuşmamak, kalınca bir romanı baştan aşağıya okumak, kadınlarla güreşmek gibi ilginçliklere imza atmış zamanında. Amacı insanlara asıl komikliği göstermekmiş anladığım kadarıyla. Amerika'da 80'lerde, bugün ülkemizde bu zamanlarda zorakiye güldüğümüz, gülmeye adeta zorlandığımız "tasarlanmış", hepsi yapmacık o televizyon programlarına karşı en büyük darbeyi koymaya çalışmış, halk tarafından sevilmiş ama yine halk tarafından silinmiş bir kişi. Çok severim ben bu adamı. Bence hala yaşıyor. Yaşamasa bile en azından yapmaya çalıştığı işler, göstermeye çalıştığı fikirler birilerinin içinde yaşıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 1px; -webkit-border-vertical-spacing: 1px; "&gt;Jim Carrey'in oynadığı "Man on the Moon" adlı film Andy Kaufman'ın hayat hikayesini belli bir süre içerisinde anlatmaya çalışan başarılı bir filmdi bana göre. Onu tanımak isteyenler bu filmi izlesin.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-3450539907687584147?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/3450539907687584147/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/12/aydaki-adam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/3450539907687584147'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/3450539907687584147'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/12/aydaki-adam.html' title='Aydaki Adam'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-2484535384149719391</id><published>2010-12-02T04:51:00.001+02:00</published><updated>2010-12-02T04:51:23.197+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Aralıkta Kapalı</title><content type='html'>Aralıkta kapalıdır kapılar&lt;br /&gt;Haneler yanık şehrin ortasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pembe duvarlı bir ev çaresiz&lt;br /&gt;En sessiz gözleri olanlarda&lt;br /&gt;Yere gömmüş bedenini&lt;br /&gt;Artık kimse kimseye muhtaç değil&lt;br /&gt;Çığlıklara çığlıklar bulanmakta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralıkta kapalıdır kapılar&lt;br /&gt;Haneler yanık şehrin ortasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeref için unutulmaz çıkarlar&lt;br /&gt;Saklı sanılan uçkurlarda&lt;br /&gt;Ayaza kaptırıp harcama kendini&lt;br /&gt;Çünkü var beğenme duygun&lt;br /&gt;Bizden bile hayvan yaşasan da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralıkta kapalıdır kapılar&lt;br /&gt;Haneler yanık şehrin ortasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turfanda kalleşlikler ancak&lt;br /&gt;Bir babanın isyanı varsa&lt;br /&gt;Koruyup kollayamaz ciğerini&lt;br /&gt;Pek tabii dövüşmeden de olur&lt;br /&gt;Haysiyet bir kalabalık arasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralıkta kapalıdır kapılar&lt;br /&gt;Haneler yanık şehrin ortasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ölümün başlangıcını&lt;br /&gt;Sonsuza kadar sürer izlemesi&lt;br /&gt;Artık bir odun ne bulduysa&lt;br /&gt;Bir baltaya sap olmuşken&lt;br /&gt;Vaadedilmiş sanılanlarda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralıkta kapalıdır kapılar&lt;br /&gt;Haneler yanık şehrin ortasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehir yaşayacak biz öldüğümüzde&lt;br /&gt;Hislenecek iklimler zan altında&lt;br /&gt;Ne kadar tütse dumanlar az&lt;br /&gt;Sinmiş ruhlar riayet edecek&lt;br /&gt;Dünler gizlenecek gizli yarınında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralıkta kapalıdır kapılar&lt;br /&gt;Haneler yanık şehrin ortasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşitlikten bahsedelim biraz&lt;br /&gt;İki gözü bir değil dünyanın&lt;br /&gt;Cenk mi ettiğin benimle&lt;br /&gt;Bir çocuğun feryadıyla denk mi&lt;br /&gt;Lüzumsuz bir savaş çağrısında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralıkta kapalıdır kapılar&lt;br /&gt;Haneler yanık şehrin ortasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece tanrı misafiri için açık&lt;br /&gt;Kitlemek sığmaz akla mantığa&lt;br /&gt;Akıl almayacak düşünceleri&lt;br /&gt;Ya bu yüzden giden gitti&lt;br /&gt;Şifrelenmiş gizli defterlerde&lt;br /&gt;Kalanlar mimlenmiş durumda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralıkta kapalıdır kapılar&lt;br /&gt;Haneler yanık şehrin ortasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüme en yakın noktadasın&lt;br /&gt;Şu anı yaşamaktasın çünkü&lt;br /&gt;Zamanla uğraşmaya yeltenirken&lt;br /&gt;Gerçek sandıklarınla bir yemekte&lt;br /&gt;Yediklerinden bihaberdarsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralıkta kapalıdır kapılar&lt;br /&gt;Haneler yanık şehrin ortasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes aynı fikriyatta olsa bile&lt;br /&gt;Farkedilmiyor karanlığında&lt;br /&gt;Yetim kalmış sokakların&lt;br /&gt;Bir sinsilik akıyor suratlardan&lt;br /&gt;Bilenmelisin bundan böyle acılara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralıkta kapalıdır kapılar&lt;br /&gt;Haneler yanık şehrin ortasında&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-2484535384149719391?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/2484535384149719391/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/12/aralkta-kapal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/2484535384149719391'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/2484535384149719391'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/12/aralkta-kapal.html' title='Aralıkta Kapalı'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-2455714915444203298</id><published>2010-11-26T00:33:00.004+02:00</published><updated>2010-11-26T01:11:26.697+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Deneme'/><title type='text'>Hayat ve Toplum</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hayat, hayat için midir? Yoksa toplum için mi? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Eğer hayat, toplum dikkate alınmaksızın sadece menfaatler için yaşanıyorsa, kişilerin toplum içerisinde benmerkezcil olarak nitelendirilmesi olasıdır. Yaşanılan toplumun niteliğine göre bu kişiler itibar ile sövgü arasında bir yerlerde kalır. Zaten böyle bir anlayışta uç noktalara ulaşmak çok zordur; çünkü hayatı kendisinden ibaret sanan kişiler toplumlarda her zaman mevcut olduğu için müzmin bir sıkıntıya düşenlerin sayısı da azımsanamayacak kadar fazlalaşacaktır. Zamanla anlaşılan bu sıradanlık, bu süre kişiden kişiye değişir tabii ki, ister istemez toplumdaki diğer hayatların da bu kişiler tarafından dikkate alınmasını doğuracaktır. Enikonu toplum için geç kalındığı bu kişilerce görülecektir. Toplumda bu insanların sayısı ne kadar fazlaysa, toplum hayatı bir o kadar kişilerin hayatını geçersiz kılacak, çevrenin gelişimi de bir o kadar yavaş olacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Öte yandan, ulaşılmak istenen hayatta, sona erdiğinde bile, herhangi bir şekil, herhangi bir yer ve herhangi bir zamanda yaşanılan hayatın anılmasını istemek varsa işin içinde, hayat toplum için olmalıdır. Ancak bunun için bile kişinin illa ki toplumun değer yargılarına uygun bir hayat sürmek zorunda olması gerekli değil. Kişinin hayatını istediği koşullarda sürdürebildiği bir toplum arayışı hayatın amacı olursa, kendini de ayrı bir değişken olarak yaratmış olur toplum içerisinde. Değişmeden hayatlarını tüketen kişilerin olduğu bir toplum, müzminleşerek kişileri de hayattan soğutarak bir açmaza sürüklenir.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kişi, çevresinin de kendisi sayesinde farklılaştığını görebiliyorsa işte o an bulunduğu noktada çok farklı tepkiler alacaktır. Farklılaşan bir toplum içerisinde tam bir itibar görebileceği gibi durmadan yergilere de maruz kalabilir. Bu da kişiyi mütemadiyen yeni fikirlere doğru sürükleyecektir. Bir nevi kişi, toplumuyla birlikte gelişecektir.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kısacası toplumda çeşitlilik yaratabilecek, söylemleri ve eylemleri birbiriyle örtüşen kişiler olduğu müddetçe toplum hayatı daha zevkli bir hale gelecektir. Çatışmalar olmadığı müddetçe gelişim gösterebilmek de hayal olarak kalacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tabii ki burada kastedilen çeşitlilikler içerisinde toplum yaşantısını daha geriye götürecek hususların çevredeki yoğunluğu/baskınlığı kişiyi tedirgin edecek, ancak toplumun farkedemeyeceği seviyelere ulaşabilir. Bu yüzden kişilere en temelden başlayarak hayatın anlamının toplumu refah anlamında ileriye götürülmesi gerektiğini kavratmak gerekir. Bu noktada da bir bakıma kişilerin hayatının toplum için olduğu sonucunu çıkarabiliriz. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-2455714915444203298?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/2455714915444203298/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/11/hayat-ve-toplum.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/2455714915444203298'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/2455714915444203298'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/11/hayat-ve-toplum.html' title='Hayat ve Toplum'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-8961017906270236025</id><published>2010-11-23T15:46:00.013+02:00</published><updated>2011-03-15T00:57:24.051+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Deneme'/><title type='text'>Acıkma Zamanı</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hepimiz yemek yiyoruz ve ne yediğimiz hiç önemli değil ya bazen, hatta çoğu zaman ve öyle böyle her zaman geçiyor zaman ya işte. İşte o da umrumuzda değil çoğu zaman. Sonra bazen karnımız yine acıkınca anlıyoruz zamanın geçtiğini, ama yine mühim değil. Önümüzde ne de olsa çok zaman var ve yine birçok yemek yeme faslımız olacak. O yüzden ne yediğimiz önemli değil bazen. Yiyoruz ya bazen, sırf yemek için değil, mecburiyetten işte. Mecburiyet de önemsiz gözümüzde bazen. Eğer her zaman, boşverelim her zamanı, çoğu zaman, hatta o zamanların bir kaçında dahi olsa zorunluluk olarak düşünmeden zamanı tadarak geçseydi yemek yemelerimiz, o zamanlar anlardık zaman mecburi bir şey işte. İşte o zamanları düşünmediğimiz için mecburi değil zamanlarımız. Ama yemek yemek şart mı diye sormaz mı insan? Bir şişe serumla da doyabilir bünye, bir tabak kurufasulyeyle de. Aç kalmak mideye özgü mü illa? Hatta pastırmalı olsa o kurufasulye veyahut biraz konyak olsa serumun içinde daha da acıkmaz mıyız? Yoksa bu acıkmak beyinsel bir işlev mi? Her zaman mı bazen mi öyleyse? Zaman geçtikçe acıkıyorum, bazen değil, her zaman bu böyle. İşbu acıkma belirtisini midemden mi algılıyorum her zaman? Bedenden bazen, hatta çoğu zaman. Ama zaman geçmeli acıkmak için. O zamanı da beynim algılamıyor mu neticesinde? Belli bir zaman geçmediğini varsaysam, midemin boş olduğunu varsaysam yine acıkmaz mıyım? Beynimle karar veremiyorum buna. Hatta öyle oluyor ki midem boş, iç duvarları birbirine sürtüyor, ama acıkmıyorum. Beynim kabullenemiyor acıktığımı. Buna da ben beynimle oynayarak karar veriyorum. İlginç. Tüm bunlar olurken bir zaman geçiyor. Her zaman mı bazen mi? Bunu kestiremiyorum. İşte o zaman ne yediğimin önemi yok bence. Zaman mı geçti yoksa aynı andayken bir anda acıkmalıyım mı dedim kendi kendime? Beynim midemle oyun oynuyor, bünyem de buna tepkiler veriyor. Aç mıyım yoksa zaman hiç mi geçmiyor bilemiyorum. Ne yediğimin önemi açken ortadan kalkmıyor işte bazen. Açken her şeyi yiyebildiğinizi düşünebilirsiniz, ama ben asla ama asla kabul edemem böyle bir şeyi. Siz kabul edebilir misiniz? Hayatta hiç yemediğim şeyler var, sizin yok mu? Varsayalım kıtlıktan ölmek üzeresiniz, verimsiz bir alanın ortasında bir helikopterin gölgesi tukutuku tukutuku üzerinizde belirip size yemek dolu paketler atıyor belki onlarca sene yetecek kadar. Tam o esnada acıktığınızı unutmaz mısınız? Elinizi kolunuzu kaldırıp o paketlere yönelecek enerjiniz olmasa bile, beyninizin içinde bir şeyler parıldamaz mı? İşbu parıldama zamanı bile dikkate almayacağımız kadar kısa bir süre. Öyle bir durumda olsam, zaman geçti mi geçmedi mi anlayamam işte. Acıkmak için zaman geçmeli mi? Zaman içinde açlık duymalı mı bünye? Bazen değil her zaman ama! Oysa zaman geçmeden açlık duyan bir bünye zamana da açlık duyamaz düşüncesi bende daha ağır basıyor. Yine ölmek üzeresiniz, sizi yine öyle düşünüyorum aynı sahnede. Çünkü kendimi düşünemiyorum, düşünmek istemiyorum. Helikopterin gölgesi tukutuku tukutuku kayboluverdiğinde yemek dolu paketlerle başbaşa kaldınız. Bu sefer zaman geçti diye varsayıyorum, o beyninizdeki parıldamanın ardından gücünüzü toplayıp yemek dolu paketlere ulaştığınız ana kadar geçen zamanda duyduğunuz açlık neye? Yemeğin kendisine mi yoksa zamana mı? Yemek dolu paketleri açtınız da yemeye yeltenmek için beyninizde oluşan bir başka parıltıda zaman geçmiş midir peki? O an zaman geçmeyecek kadar kısa bir andır ama açlık duymuşsunuzdur işte. Paketleri açtığınızda içlerinin varsayalım insan cesetleriyle dolu olduğunu. O ana kadar duyduğunuz açlık, o anda beyninizde oluşan bir başka yeni parıltı, geçmeyen zaman ve birden ortadan kayboluveren açlığınız. Siz her şeye açlık duyabilir misiniz? Yoksa bunu da mı varsayalım? Varsayalım acıktım. Yemek yemek için de bir zaman geçtiğini varsayalım. Hangisi daha değerlidir acaba, yemek için geçen zaman mı, zaman için yemelerimiz mi? Doymak istiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-8961017906270236025?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/8961017906270236025/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/11/ackma-zaman.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/8961017906270236025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/8961017906270236025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/11/ackma-zaman.html' title='Acıkma Zamanı'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-8326935872375795468</id><published>2010-11-14T01:40:00.000+02:00</published><updated>2010-11-22T01:43:30.821+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Ve Belki - IV</title><content type='html'>Zaman aktı arka duvardan&lt;div&gt;Pencereye damladı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Saliselerle yaptım hamlemi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Başarılı olamadım sanırım&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve belki&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sen uzaktan gördün beni&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve belki&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gülüverdin gülmeme&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Durdurdum istediklerimi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çektim perdeleri, kuşlar düştü&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Pencere hala açık&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu sefer kahkaha at&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-8326935872375795468?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/8326935872375795468/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/11/ve-belki-iv.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/8326935872375795468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/8326935872375795468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/11/ve-belki-iv.html' title='Ve Belki - IV'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-5244233826980294988</id><published>2010-11-14T01:37:00.002+02:00</published><updated>2010-11-22T01:46:18.512+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Ve Belki - III</title><content type='html'>Bitirme savaşı bu elindekileri&lt;div&gt;İlkten ufaklar gidiverse&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve belki&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Önemsizler de oradadır&lt;/div&gt;&lt;div&gt;En gereksizler silinse&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra büyük dertler sıralansa&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yumruklasam önüme geleni&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Olmuyor işte, dizgisiz hayat&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-5244233826980294988?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/5244233826980294988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/11/ve-belki-iii.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/5244233826980294988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/5244233826980294988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/11/ve-belki-iii.html' title='Ve Belki - III'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-1159826613244174004</id><published>2010-11-14T01:33:00.000+02:00</published><updated>2010-11-22T01:37:42.768+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Ve Belki - II</title><content type='html'>Çıktın sonunda&lt;div&gt;Attım tuttu mu sadece&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Baktım oldu mu? Evet&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama biraz da beni kattım&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İçime, içimi tutuşturdum&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve belki&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hırs diyorlar buna&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sadece isteğimdin&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne bilmiyorum amacım&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yazmak ya da karalamak&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öyle altında tanımlanamaz&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not düşmeden tarihe&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün günlerden ne?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-1159826613244174004?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/1159826613244174004/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/11/ve-belki-ii.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/1159826613244174004'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/1159826613244174004'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/11/ve-belki-ii.html' title='Ve Belki - II'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-2731905837001601515</id><published>2010-11-14T01:27:00.001+02:00</published><updated>2010-11-22T01:33:01.621+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Ve Belki - I</title><content type='html'>Son kez bakıyorum&lt;div&gt;Son kez atıyorum aklımdan&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bıktım mı, hayır&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama sonra yatacağım&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dinlenmek ihmale gelmez&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Neden yazdığımı unutmam gerek&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not düşmeyeceğim o yüzden&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve belki&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Son kez yıkıyorum&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Duvarları&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve belki&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Son kez uyuyorum&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-2731905837001601515?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/2731905837001601515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/11/ve-belki-1.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/2731905837001601515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/2731905837001601515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/11/ve-belki-1.html' title='Ve Belki - I'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-507080933260835456</id><published>2010-10-12T02:48:00.001+03:00</published><updated>2010-10-21T00:10:00.130+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Yaz Makamı</title><content type='html'>Bu tarafa akşamın renkleri düşmüş&lt;br /&gt;Nisan yirmidört, gölgelerdeyim&lt;br /&gt;Kana kana su içmekteyim&lt;div&gt;Yalnızım&lt;br /&gt;Gezinmekteyim naçar&lt;br /&gt;Memleketten çok, milenyumdan on ötedeyim&lt;div&gt;Devrisi günden banane&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aklım öte yerlerde&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Fatsa'dayım, Ünye'deyim&lt;br /&gt;Yüksek hafif, Boztepe'deyim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Karnım aç aklım hala pidecide&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çakmak'tayım Efirli'deyim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sıcaklar bastıkça&lt;br /&gt;Büyük otelde yağmurlar&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Balkondan limanı seyretmekteyim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yalnızım&lt;br /&gt;Unuttum sanmışım halbuki&lt;br /&gt;İçimi dışıma işlemişim&lt;br /&gt;Piyano başı melodilerindeyim&lt;br /&gt;Baharla yaz arası makamı&lt;br /&gt;Saathane'deki akşamlarda aklım&lt;br /&gt;Bir derdime bin dert eklemekteyim&lt;br /&gt;Sörvır çökmüş, oh ne ala!&lt;br /&gt;İnceden gör hesabında&lt;br /&gt;Bir de bunca işin arasında&lt;br /&gt;Kaç kurtul peşindeyim, aklen&lt;br /&gt;Beni böyle bırak git&lt;br /&gt;Git gidebilirsenlerdeyim&lt;br /&gt;Televizyonda birşeyler dönmekte&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi hem, hem de naklen&lt;br /&gt;Bir garip hendese içindeyim&lt;br /&gt;Bir fındıkezme kabı bana bakmış&lt;br /&gt;Geriye dönmeden aralıksız&lt;br /&gt;Yedi hafta yedi gün, aynen&lt;br /&gt;Yeditepe tepe tepe&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yalnızım&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ah ben de çöktüm al işte&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zamanı geldi gözetmelerdeyim&lt;br /&gt;Mayısın onbirindeyim&lt;br /&gt;Yine gözetmelerdeyim&lt;br /&gt;Şimdi onüç gün daha ilerdeyim&lt;br /&gt;Üç kez gözetmelerdeyim&lt;br /&gt;En az beş kez gözetmelerdeyim&lt;br /&gt;Ne beşi yedisi ne dokuzu yemedi gerisi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben hep gözetmelerdeyim&lt;br /&gt;Çift haneli dertlerdeyim&lt;br /&gt;İşbu sebep gözardı etmekteyim&lt;br /&gt;Alkolsüz kokular sürünüp&lt;br /&gt;Alkolü süngerlemekteyim&lt;br /&gt;Az kaldı dayan derken&lt;br /&gt;Bir vedamız var, henüz çok erkenken&lt;br /&gt;Eksponansiyel yerlerdeyim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tanımsız göklerdeyim&lt;br /&gt;Dünya naber, ben engebelerdeyim&lt;br /&gt;Ellerimin ağrısı geçmemiş&lt;br /&gt;Midi midi tuşların işvesindeyim&lt;br /&gt;Aldım onu içeriye, Osmanbey'den bizim eve&lt;br /&gt;Anlamsız melodilerdeyim&lt;br /&gt;Sinir bozan gecikmelerdeyim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yalnızım&lt;br /&gt;Osmancık'ta sabah çorbası&lt;br /&gt;Müthiş bir ayıltıcı, ruhen&lt;br /&gt;Burası nefessiz bir dünya&lt;br /&gt;Burası hırsız dolabı, tıka basa evlerdeyim&lt;br /&gt;Memleketin kalbinde, Çiftlik'e gitmemekteyim&lt;br /&gt;Kalbim ağrıyor yutkunurken&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uçmuşum Bizans'ın kollarına düşmüşüm&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Arnavutköy'de bir Samsun gemisi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Halatından tutar olmuşum&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Üzerinde memleketin tadı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ellerim de ellerim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ağustosun ilk günündeyim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir garip diyetteyim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Benden uzak, kendimle barışık&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Beni okuyan hiçbir şey anlamaz&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cümlelerim uzun, kelimelerim sakil&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cümleler de cümlelerim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dururum çok şey yapar da&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uykuya direnmekteyim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yalnızım&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tatile vurdumduymaz&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tatile savaş açar&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tatile küskün vaziyetteyim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tirandiller aklımdayken&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Büyük aşklar çevirmekteyim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eski tadı yok çocukken içtiğim gazozların&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kumsaldaki kalelerimin kumları&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi sadece akmakta aklımdan&lt;br /&gt;Eylülün son saatindeyim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nihayet mi demeli yoksa&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nihayetten ürkmeli miyim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Damlalar nasıl yağdıysa üzerime&lt;br /&gt;İş güç de öyle aynen&lt;br /&gt;Bir nefes çekip devam edeceğim&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-507080933260835456?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/507080933260835456/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/10/yaz-makam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/507080933260835456'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/507080933260835456'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/10/yaz-makam.html' title='Yaz Makamı'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-4813908641280080173</id><published>2010-09-28T01:47:00.001+03:00</published><updated>2010-09-28T02:34:30.815+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Böylece Ben</title><content type='html'>Ben, ben denden&lt;br /&gt;Eskiden, önceden de önceden&lt;br /&gt;Hepsi de denden hepsinden&lt;br /&gt;Değişmeli birşeyler&lt;br /&gt;Benden, içimden&lt;br /&gt;Ne ki onlar&lt;br /&gt;Ruhum sus biraz&lt;br /&gt;Kilitle kendini sonsuz bir odaya&lt;br /&gt;Böylece değişeyim ben&lt;br /&gt;Değişmeliyim hemen&lt;br /&gt;Şimdiden itibaren&lt;br /&gt;Manzarası olan&lt;br /&gt;Küçük bir oda bana yeter&lt;br /&gt;Bir masa bir sandalye&lt;br /&gt;Yeter, yeter gerçekten&lt;br /&gt;Yeter!&lt;br /&gt;Ruhum sus biraz&lt;br /&gt;Başla şimdiden, özümse&lt;br /&gt;Benden, ben denden&lt;br /&gt;Ben ile denden&lt;br /&gt;Ayrı yazılacak&lt;br /&gt;Kapat kendini o sükun odaya&lt;br /&gt;Böylece arınayım ben&lt;br /&gt;Arınmalıyım hemen&lt;br /&gt;Sus ruhum haydi biraz&lt;br /&gt;Dur ve hatırla&lt;br /&gt;Neydi bütün olanlar&lt;br /&gt;Denden, denden, denden&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-4813908641280080173?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/4813908641280080173/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/09/boylece-ben.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/4813908641280080173'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/4813908641280080173'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/09/boylece-ben.html' title='Böylece Ben'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-6503978271548705236</id><published>2010-09-03T00:49:00.004+03:00</published><updated>2010-09-03T01:02:46.012+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Noktadan Sonrası</title><content type='html'>Bir noktadan sonra basitleştirmek zor&lt;br /&gt;Aramızdaki  samimiyet sadelikten&lt;br /&gt;Basitleştirebilmekten&lt;br /&gt;Değer katabilmekten&lt;br /&gt;Sonuna kadar gidebilmekten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir noktadan sonra basitleştirmek zor&lt;br /&gt;Farklarımız hep bu yüzden&lt;br /&gt;Basitleştirebilmekten&lt;br /&gt;Çoğul yüzlerimizden&lt;br /&gt;Yoksul sevinçlerden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir noktadan sonra basitleştirmek zor&lt;br /&gt;Sıkıldım artık tatvillerden&lt;br /&gt;Basitleştirebilmekten&lt;br /&gt;Kendimi hepinizden&lt;br /&gt;Ve hepinizi kendimden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir noktadan sonra basitleştirmek zor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-6503978271548705236?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/6503978271548705236/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/09/noktadan-sonras.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/6503978271548705236'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/6503978271548705236'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/09/noktadan-sonras.html' title='Noktadan Sonrası'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-1608403710413871867</id><published>2010-07-22T05:12:00.005+03:00</published><updated>2010-12-18T03:54:49.520+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Diyet</title><content type='html'>Gölgelerimiz yere vuruyor, yokuş&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Değiş tokuş, fazlalıkları satış, yeraltı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ayrılmalar boynumu okşuyor&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Soğuk terler sıcak yaz akşamında&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aşırılıklardan ölmek üzereyim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bıraksam kendimi salsam, meydan&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O an plan bozuluyor, yalnızlık acıtıyor&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Makam kuyruğundan kurtuluş&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dolduruşa gelmiş dolmuş amca&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yan yollara sızıyor, tam istediğim gibi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hava serinliyor uzaklaşırken&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir pencereden ışık sızıyor, Taşkışla&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hızla yanından geçip gittiğim her merak&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonunda birkaç dizeye dönüşüyor&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Arası kopuk ancak ben kopunca kendimden&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Birkaç gün kaldı martı sesleri var, gökyüzü&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gözüm havada, kanat seslerinde&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Saat geceyarısına çoktan el salladı, akrep&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mektep aydınlamaya başlıyor, yelkovan&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O zaman gelince bırakacağım&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Karanlık çöker çökmez uyanacağım&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-1608403710413871867?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/1608403710413871867/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/07/diyet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/1608403710413871867'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/1608403710413871867'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/07/diyet.html' title='Diyet'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-6655447832255390299</id><published>2010-06-08T16:25:00.012+03:00</published><updated>2010-09-03T01:07:57.628+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Deneme'/><title type='text'>Dostluklarım</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Beraberce bir çok şey biriktirdik bunca sene, sayısız anımızdan unutmamız olanaksız hatıralarımız oldu. Birlikte gürleyip de yağabilecek, ardından güneş parıltılı mutluluklar duyabilecek kadar tecrübeliydik bu köhne Bizans'a ilk geldiğimizde. Tek sıkıntı, bu sefer biraz uzak düştük. Ancak hep aynı zamanı yaşadık, aynı frekansta kalmayı başardık. Böylelikle sayısız gökkuşaklarıyla bağlamayı öğrendik ayrı yakalarına düştüğümüz bu zor şehri. Kendimizden bir renk cümbüşü yarattık, keyif aldık paylaşarak tüm yaşadıklarımızı. Bazen bir kalabalığın en yalnızıyken kendinden birinin çok yakınında olduğunu bilmek güç verdi. Hastalıkta sağlıkta, geçmişi her andığında, geleceği düşündüğünde aynı duyguları hissettiğini bildiğin birisinin varlığı ayakta tuttu, ileri itekledi. Biçare hissettiğin anlarda, aklına hükmedemediğin zamanlarda ya da bir şeye çok güldüğünde, için içine sığmadığında, yepyeni bir şey öğrendiğinde yanına koşmak istedin. O gökkuşaklarıyla taşındık ya birbirimize. Şimşekler çakıp yağmaya devam ettik. En önemlisi bundan büyük keyif aldık. Dostluğun gerçekliğini günbegün pekiştirerek hissettik içimizde. Benzerlikler bulduk, nüanslar keşfettik. Anlam katarak doldurduk içimizi, doldukça değerlendik, şimşekler çaktık. Biz büyüdük ama paklandı dünya sanki. Biriktirip de yine gürleyeceğimiz, her rengin izini süreceğimiz daha bir çok anımız var ki!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-6655447832255390299?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/6655447832255390299/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/06/dostluklarm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/6655447832255390299'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/6655447832255390299'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/06/dostluklarm.html' title='Dostluklarım'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-4655894350367228310</id><published>2010-05-15T05:19:00.008+03:00</published><updated>2010-09-03T01:30:39.654+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Deneme'/><title type='text'>Sen Kim Oluyorsun</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Korkuyorsun. Korkusuz görünmeye çalışıyorsun. Ama o kadar belli ediyorsun ki korktuğunu. Korkuyorsun. Bal gibi korkuyorsun. Bir sis gibi çökmüş üzerine korkular. Üstelik sen yarattın hepsini, biliyorsun. Kendinden emin bir tavra bürünüp bütün suçları üzerime yıkmaya çalışıyorsun. Oysa hepsinin sana ait olduğunu biliyorsun. Kabullenmek istemiyorsun hiçbir şekilde. Sana inanacağımı sanıyorsun. Bazen inandığımı da sanıyorsun. Sen kim oluyorsun? Bu soruyu sormaya çalışıyor gözlerin. Kaçırıyorsun benden onları. Sen kim oluyorsun? En fazla sorabildiği bu gözlerinin. Sen kim oluyorsun? Sahi, sen kim oluyorsun? Bunu ben sana sorduğumda kaçıveriyorsun. Vücudun tir tir titriyor çaresizlikten. Sen  kim oluyorsun? Kulaklarında çınlıyor gözlerim. Duymuyorsun. Duymak istemiyorsun. Kaçmaya devam ediyorsun. Korkuların peşinden koşturuyor. Bütün olanları gördüğümü görmemezlikten gelmeye çalışıyorsun. Çünkü seni sadece bazı zamanlar gördüğümü sanıyorsun. Yanılıyorsun. Çok yanılıyorsun. Bu seni deli etmeye yetiyor. İşte bu yüzden, bazen çok komik görünüyorsun. Beni güldürmeyi başardığın da oluyor yani. Ama sen korkmaya devam ediyorsun. Korkularının hiçbir zaman azalmayacağını biliyorsun. Yalnız kaldığında çok ağlıyorsun bu yüzden. Uzaktayken biraz rahatlamış hissediyorsun kendini. Kendini hapsediyorsun aslında. Bunu sen de biliyorsun.  İnsan içine karışsan da nafile, her şekilde fark ediliyorsun. Gözlerinden görünmeyen yaşlar aktığı da oluyor. Gülerken de ağlıyorsun, uzaktan bakarken de.  Ağlıyorsun; çünkü hikayenin devamını bilmiyorsun. Bunun seni çok heyecanlandırdığı da oluyor. Bekliyorsun. Beklemekten başka ne yapılabilir diye düşünürken aklın tutuşuyor. Seni uzaktan izlerken ne kadar zevk aldığımı bilmiyorsun. Devam ediyorsun beklemeye. Korkuların gitgide arttıkça bundan bir şekilde zevk alınabileceğini düşünüyorsun. Bazen bütün bunların geçici olduğunu sanıp ufak çaplı bir  gerginliğin hoş bile olabileceğini düşünüyorsun. O yüzden bazen denemek istiyor canın. Ama hiç bulaşmamanın en iyisi olduğu konusunda tembihliyorsun kendini. Bir vazgeçip bir denemeye yelteniyorsun. Bir anda bütün olanları iptal etmeyi, geri almayı, silmeyi istiyorsun. Hiç karşılaşmamış olmayı diliyorsun. Oysa hayatın bir oyundan ibaret olmadığını da biliyorsun. Dönülmez bir yolda, daha tam anlamıyla başlamadığımızı bilmiyorsun. Daha ne kadar çok gerginleşeceğini kestiremiyorsun. Korkuyorsun. Artık daha da çok korkuyorsun. Üstüne üstlük bunu rahatlıkla görebildiğimin de farkına varıyorsun artık. Artık bu oyunun içinde olduğunu biliyorsun. Çok sinirleniyorsun. Sinirlenince bir başka güzel oluyorsun. Benim tam bir başbelası olduğumu düşünüyorsun. Ne yapmaya çalıştığımı kestiremiyorsun. Benden rol çalmaya çalışıyorsun; ama bendeki asıl rolünün ne olduğunu bilmiyorsun. İzimi kaybettiğinde ne yapacağını şaşırıyorsun. Ne yapsan ne etsen bilemiyorsun. Korkuyorsun. Belli etmemeye çalışsan da bal gibi korkuyorsun. Üstelik sen yarattın hepsini, biliyorsun. Suçluluk duyuyorsun. Hangi adımı atacağını bilmiyorsun. Hamlelerini ürkek yapıyorsun. Oyunun kurallarını tam anlamıyla bilmiyorsun. Korkusuz görünmeye çalışsan da korkuyorsun. Sonsuza kadar korkmaya devam edeceğini bilmiyorsun.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-4655894350367228310?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/4655894350367228310/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/05/sen-kim-oluyorsun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/4655894350367228310'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/4655894350367228310'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/05/sen-kim-oluyorsun.html' title='Sen Kim Oluyorsun'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-8896107742362175258</id><published>2010-03-22T17:41:00.005+02:00</published><updated>2010-03-22T18:36:21.073+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Kaşıkadası</title><content type='html'>Güneş batmaya yakın bir ada parlıyor&lt;br /&gt;Görüyorum,&lt;br /&gt;                                          Kaşıkadası olmalı bu&lt;br /&gt;Oturduğum yerden bakıyorum&lt;br /&gt;Bir kitap okuyorum,&lt;br /&gt;                                   "Görünmeyen"&lt;br /&gt;Kendim için değil, avuntu olsun ya&lt;br /&gt;Bu saatte niye burdayım?&lt;br /&gt;Aklım hep saattedir benim&lt;br /&gt;Duvarda asılı bir saat bile yok!&lt;br /&gt;Kırmızıya yaklaşıyor,&lt;br /&gt;                                   bak birden&lt;br /&gt;Adanın etrafındaki sular&lt;br /&gt;Pencereye koşuyorum&lt;br /&gt;Açıp bir nefes çekiyorum,&lt;br /&gt;                                             iki,&lt;br /&gt;                                                  üç...&lt;br /&gt;Atlıyorum aşağıya,&lt;br /&gt;                                düşmüyorum!&lt;br /&gt;Hayallerde yüzmeyi çünkü&lt;br /&gt;Hayallere dalmak kadar&lt;br /&gt;                                        iyi biliyorum&lt;br /&gt;Gerçekte seni yazıyorum şu an&lt;br /&gt;Sanki beynime kazımışlar seni&lt;br /&gt;Tekrar ediyorum&lt;br /&gt;                               bildiğimi işte&lt;br /&gt;Sanki benim olacakmışsın gibi!&lt;br /&gt;Güneş batmadan gitmeliyim&lt;br /&gt;Fazla duramıyorum karanlıklarda&lt;br /&gt;Aslında duramamak&lt;br /&gt;                                  asıl sorunum&lt;br /&gt;Aslında bilmediğim kaçınılmaz sonum&lt;br /&gt;Ada karanlığa batıyor artık&lt;br /&gt;Suya bile karşı koymuştu oysa&lt;br /&gt;Suya karşı koyan taş yığını&lt;br /&gt;                             Satılmıştı diye biliyorum&lt;br /&gt;Sanıyorum uzaktayken her şey&lt;br /&gt;                                hoş gözüküyor&lt;br /&gt;Seni yakından görsem iyi mi&lt;br /&gt;                                 bilemiyorum&lt;br /&gt;Görmek istesem yok olmadan sen&lt;br /&gt;Bunu bazen istemiyorum,&lt;br /&gt;                                  garip bir adamım!&lt;br /&gt;Yok olsan diyorum,&lt;br /&gt;                                 yok olduğunu duysam&lt;br /&gt;Daha önce nasıl yoktuysan bana&lt;br /&gt;Güneş iyiden iyiye kızardı,&lt;br /&gt;                                              gitmeliyim&lt;br /&gt;Sen düşlerimde kal,&lt;br /&gt;                                   ya da kalma&lt;br /&gt;Karanlık al sana&lt;br /&gt;                           içten bir merhaba!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-8896107742362175258?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/8896107742362175258/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/03/kaskadas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/8896107742362175258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/8896107742362175258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/03/kaskadas.html' title='Kaşıkadası'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-9191604759262575493</id><published>2010-02-03T01:00:00.001+02:00</published><updated>2010-02-03T01:11:10.336+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Bilemeyiz</title><content type='html'>Yeteri kadar vakit olsaydı yine de&lt;br /&gt;Koşturur muyduk peşinden ölesiye?&lt;br /&gt;Bilemeyiz ki hayat için nedir yeterli olan&lt;br /&gt;Belki de renkli bir zevki kişinin&lt;br /&gt;Bozkırın ortasında deniz tuzunu araması&lt;br /&gt;Nefesi tükeninceye kadar olsa dahi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turuncu topraklarıyla çok itici Ankara&lt;br /&gt;Bir portakal ağacın var mı desem suspus&lt;br /&gt;Yapraklarıyla bile ayazın beşiğinde&lt;br /&gt;Şanslarını kendileri yaratıyor bazıları&lt;br /&gt;Hem maviye bakıyor bir utancı olmadan&lt;br /&gt;Hem içimi sonsuzlukla ısıtıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana verebileceğin bir şeyler var elinde&lt;br /&gt;Farkında mısın bu bencilliğinin hala?&lt;br /&gt;Eğleniyorsun tek başına kuytu bir köşede&lt;br /&gt;Biliyorsun gözdesiyken bu yalancı kalabalığın&lt;br /&gt;Soğuktan daha soğuk görünüyor bedenin&lt;br /&gt;Uzaktan bakıyorum tam yanından geçerken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşilin bile sonbahara yakın senin&lt;br /&gt;Maviyse aradığın neden öne eğik başın?&lt;br /&gt;Anca bir eflatun aşk yarası olmalısın&lt;br /&gt;Tatmadığın tüm manalarıyla acıları&lt;br /&gt;Bir fanisin ömrü tüketmek üzerine&lt;br /&gt;İmkansız olan farklı renkler mevsimlerde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üşürken ısıtabildiyse içini bir ufak detay&lt;br /&gt;O anda tükendiğini mi hissettin tüm gizemlerin?&lt;br /&gt;Mutluluğun bil ki aptallığınla doğru orantılı&lt;br /&gt;Cevap vermemek avcunda beyaz sorulara&lt;br /&gt;Yeteri kadar dikkatli bakmıyor olabilirsin&lt;br /&gt;Farklı yollar tam durduğun yerde başlıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak başının çaresine bu sonsuzlukta şimdi&lt;br /&gt;Uyur muyduk bir düşün kıvranırken açlıktan?&lt;br /&gt;Bürünür de her renge renk vermez hayat&lt;br /&gt;O yüzden bir tek karamsarlara kara, kapkara&lt;br /&gt;Yeteri kadar vakit olsaydı yine de&lt;br /&gt;Boş durur muyduk nedensiz öylesine?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-9191604759262575493?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/9191604759262575493/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/02/bilemeyiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/9191604759262575493'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/9191604759262575493'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2010/02/bilemeyiz.html' title='Bilemeyiz'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-171357275336467652</id><published>2009-12-24T17:35:00.004+02:00</published><updated>2009-12-27T15:25:42.457+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Siyah Taşlı Küpe</title><content type='html'>Akşam etmek tanımadığın benzer günleri&lt;br /&gt;Nereden bilesin ki geç uyandığında susamışken&lt;br /&gt;Zaten aklın eskilerde aynı geceyarılarında&lt;br /&gt;Sızabilmek için rüyalara sarhoş olmak gerek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorgun düşünce akşamüstleri usulca karşılar&lt;br /&gt;Selam vermek istemezsin yakınken bitimlerine&lt;br /&gt;Güneş farklı mı doğdu bugün bilemezsin&lt;br /&gt;Batışı aynı mı görmek istemezsin sıkıntıdan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok farklı bir yerdesin şu an hissediyorum&lt;br /&gt;Görüyor ve hatta alıyorum o garip yanık kokusunu&lt;br /&gt;Uzun zamandır duymadığın korkuların bile&lt;br /&gt;Şu anda yere çömelerek biat ediyor tam önünde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmuşsun tadını yeni koşmaktan çok nedeni&lt;br /&gt;Yorulmaya başladığı için kızarmış yanakların&lt;br /&gt;Tekrar kandırsan mı kararsızsın kendini  ancak&lt;br /&gt;Böylesine mahcup bir gülüş ve derinden bakışa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farkındalık saklandığın en azından ölmemiş içinde&lt;br /&gt;Caziben demek ki var hala manidar bakışlarda&lt;br /&gt;Erafında bakınanlar kimbilir kaç zamandır orada&lt;br /&gt;Bundan böyle görmek zorundasın onları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişmek zorundaydın çok kısa bir süre içinde&lt;br /&gt;Demin daha çokça zaman var yazmana rağmen&lt;br /&gt;Zaten kalan zamanına güvenerek başkalarının&lt;br /&gt;Ne kadar geçirmişsin bilemedin ne kadar kalmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmemiş gibiydin buralardan daha önceden&lt;br /&gt;Bastığın yerler gram değişmemiş oysa ki&lt;br /&gt;Bakışmalar çok fena, görmez misin sanıyorlar?&lt;br /&gt;Silik yansımalarda kalsalar da camdan bakarken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarıda bir adam, o da beklemek çok zor biliyor&lt;br /&gt;Bir yere yetişmiş gibi önceden, voltaları yavaş adımlarla&lt;br /&gt;Oldukça erken çıkmış olsa gerek yola, senin gibi!&lt;br /&gt;Kararsız ama içten sanırım beklerken kadınını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahmin ettiğin gibi bir kadın, beklediği gibi değil ama&lt;br /&gt;Tavırlar kaba değmeyecek kadar zahmetine, seslenişi sert&lt;br /&gt;Duyamıyorsun bir kat yüksekte ve arka tarafındayken pencerenin&lt;br /&gt;Boşver zaten pamuktan korkuların kulak tıkacı en nihayetinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir otobüse binip toz oluyorlar hayatının en akılda kalmayacak,&lt;br /&gt;En gereksiz saatlerinin guruba denk düşen anlarında&lt;br /&gt;İkilemde kalmak aşk ve acılarda, şüphelerde daha da beteri&lt;br /&gt;En kötüsüyse sevimli gözükmeye çalışan günbatımlarında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gidecek sanınca seni uzaklara bir an ümitlendi akıllı sevda&lt;br /&gt;Rica ederim bir daha kontrol etmesin yalandan yere o saatini&lt;br /&gt;Ne zaman bitecek bu çile senden daha iyi bilmedi mi sanki&lt;br /&gt;Yazmana rağmen onun için geriye kalan değerli vakitlerini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yardım edince yolun sonundakilere hava aydınlandı sanki&lt;br /&gt;Kalakaldın kasti yalnızlığınla beraber boşalınca etrafın&lt;br /&gt;Farkettim ki o güzel eşlik etmekte sıkıntına farklı bir şekilde&lt;br /&gt;Kanma noktasında sen de eminsin artık ona ait bu yanık kokusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gidiverdi tebessüm ederek, peşinden gitsen olmaz mı?&lt;br /&gt;Kaçıversen nereye gidiyorsa ardında bırakarak her şeyi&lt;br /&gt;Fısıldasan abes kaçacak kadar güzel düşlerini kulağına&lt;br /&gt;Siyah taşlı, salkımlı küpesi kadar şık durmaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerin uzamaya başladığı günün ertesi besbelli&lt;br /&gt;Daralmaya başladı zamanlar senden izin almadan oysa&lt;br /&gt;Dönüm noktalarını hayatının kendin çizmen gerek&lt;br /&gt;Bilmiyor olabilirsen de bu şiir kendine şimdilik&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-171357275336467652?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/171357275336467652/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/12/siyah-tasl-kupe.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/171357275336467652'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/171357275336467652'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/12/siyah-tasl-kupe.html' title='Siyah Taşlı Küpe'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-6600107250016735582</id><published>2009-12-14T01:33:00.002+02:00</published><updated>2010-12-18T03:20:30.863+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Şerefe</title><content type='html'>Şarap döküldü müsveddeme&lt;div&gt;Dizelerim kayboldu unutkan usum&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Varsın olsun hepsi sarhoştu birbirinden&lt;/div&gt;&lt;div&gt;                  yenilerine gün doğdu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;                            yeni içmelere şerefe&lt;/div&gt;&lt;div&gt;                                      ayılırım belki de&lt;/div&gt;&lt;div&gt;                                                böylelikle&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-6600107250016735582?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/6600107250016735582/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/12/serefe.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/6600107250016735582'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/6600107250016735582'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/12/serefe.html' title='Şerefe'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-1217195020586491748</id><published>2009-12-09T22:21:00.003+02:00</published><updated>2009-12-27T15:27:05.811+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Ressam</title><content type='html'>Olabildiğince serinkanlı çiz!&lt;br /&gt;Resmet ellerimi unuttuğun&lt;br /&gt;Yaşlanayım gözünün önünde&lt;br /&gt;Giderek titrek olsun tereddütlerim&lt;br /&gt;Bileklerim bitap haldeyken&lt;br /&gt;Yakında da yiter parmaklarım&lt;br /&gt;Zamanla seninkilerle buluşur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sus, lütfen korkmadan çiz!&lt;br /&gt;Bir şey söyleme zamanı mı?&lt;br /&gt;Getireyim devamını sözlerinin&lt;br /&gt;Aldırmadan devam et sen lütfen&lt;br /&gt;Boş kağıtlardan doğar ya hisler&lt;br /&gt;Düzgün çiz çirkin ellerimi; fakat&lt;br /&gt;Ufacık parmaklarım aynı kalsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitirince haber ver tez elden!&lt;br /&gt;Karşında kestireyim şimdi biraz&lt;br /&gt;Götüreyim gördüğüm düşlere&lt;br /&gt;Kal hep orada bildiğim gibi&lt;br /&gt;Bir numune sakla yarınlara&lt;br /&gt;Bir anda, senden uzaktayken&lt;br /&gt;İsterim ki lazım olsun bana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitti mi as en gizli duvarına!&lt;br /&gt;Benim bile görmekten çekindiğim&lt;br /&gt;En azından uzanır da yanında&lt;br /&gt;Kavrarım unuttuğum sırlarını&lt;br /&gt;Ne kir ne boya tutar artık&lt;br /&gt;Son kalan gücümü de kattıysan&lt;br /&gt;Ressamın en zayıf noktasından&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-1217195020586491748?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/1217195020586491748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/12/ressam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/1217195020586491748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/1217195020586491748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/12/ressam.html' title='Ressam'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-6364818056636547907</id><published>2009-11-21T17:39:00.002+02:00</published><updated>2010-12-18T14:09:31.228+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Üç - IV</title><content type='html'>İstanbul&lt;br /&gt;Beni bul &lt;br /&gt;Tek bana!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-6364818056636547907?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/6364818056636547907/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/11/uc-iv.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/6364818056636547907'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/6364818056636547907'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/11/uc-iv.html' title='Üç - IV'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-9034440627363592989</id><published>2009-11-21T17:38:00.001+02:00</published><updated>2010-12-18T14:09:19.167+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Üç - III</title><content type='html'>Ankara&lt;br /&gt;Kalp yara&lt;br /&gt;Bak bana!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-9034440627363592989?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/9034440627363592989/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/11/uc-iii.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/9034440627363592989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/9034440627363592989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/11/uc-iii.html' title='Üç - III'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-9137475303820445233</id><published>2009-11-21T17:37:00.001+02:00</published><updated>2010-12-18T14:09:06.363+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Üç - II</title><content type='html'>Adana&lt;br /&gt;Sana da&lt;br /&gt;Bana da!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-9137475303820445233?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/9137475303820445233/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/11/uc-ii.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/9137475303820445233'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/9137475303820445233'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/11/uc-ii.html' title='Üç - II'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-3602807371920675505</id><published>2009-11-21T17:36:00.001+02:00</published><updated>2010-12-18T14:08:41.400+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Üç - I</title><content type='html'>İstanbul&lt;br /&gt;Onu bul&lt;br /&gt;Tek bana&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-3602807371920675505?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/3602807371920675505/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/11/uc.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/3602807371920675505'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/3602807371920675505'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/11/uc.html' title='Üç - I'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-8466753087555631933</id><published>2009-11-07T17:10:00.002+02:00</published><updated>2010-12-18T14:05:30.942+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Dur</title><content type='html'>Durup düşünmek gerek, &lt;br /&gt;Yol alırken düşünmeden&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-8466753087555631933?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/8466753087555631933/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/11/dur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/8466753087555631933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/8466753087555631933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/11/dur.html' title='Dur'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-4015042211310718382</id><published>2009-11-02T21:56:00.004+02:00</published><updated>2009-11-06T03:50:23.986+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Nasihat</title><content type='html'>Atabildiğince at, &lt;br /&gt;Gücünü esirgeme&lt;br /&gt;Gidebildiğince git, &lt;br /&gt;Uzaklar senin olsun&lt;br /&gt;Sevebildiğince sev &lt;br /&gt;Kurduğun hayalleri&lt;br /&gt;Olabildiğince kus &lt;br /&gt;Olanca nefretini&lt;br /&gt;Vurabildiğince vur &lt;br /&gt;Önündeki engele&lt;br /&gt;Bu bir nasihat değil &lt;br /&gt;Asla!&lt;br /&gt;Emrediyorum sana, &lt;br /&gt;Sakın ha uyma bana!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-4015042211310718382?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/4015042211310718382/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/11/nasihat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/4015042211310718382'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/4015042211310718382'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/11/nasihat.html' title='Nasihat'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-316004768961439559</id><published>2009-11-02T13:41:00.004+02:00</published><updated>2009-11-02T14:46:54.924+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Vapur Dumanı</title><content type='html'>Aklımı kurcalayan güncel soruların ardında&lt;br /&gt;Hareketlendirilmeyi bekleyen anılarım &lt;br /&gt;Geride kalan her şeyi dert ediyorum kendi kendime&lt;br /&gt;Bakarken o mavi denize lombozdan dışarı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir vapur hızlı, seyrediyor uzakta&lt;br /&gt;Dostu dalgaları heybetli selamlarken&lt;br /&gt;Tütüyor dumanı durmadan, yorulmadan&lt;br /&gt;Geçiyor pamuk bulutlardan, kayboluyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koşarken hayat maratonunu herkesin ardında&lt;br /&gt;Yaşatılmayı bekleyen nafile aşklarım&lt;br /&gt;"Neden bu mücadele" diye soruyorum kendi kendime&lt;br /&gt;Yaşarken o mavi düşleri herkesten bayağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vira demir bir yeni vapur kıyıda&lt;br /&gt;Çığırtkanı boğazın herkesi çağrıyorken&lt;br /&gt;Ötüyor sireni uslanmadan, usanmadan&lt;br /&gt;Öç alıyor insanlardan, hoşlanıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklımın buruşmuş kağıtlarla dolu bir kenarında&lt;br /&gt;Yitirilenlerden kalan nicedir aynı bir melodi &lt;br /&gt;Gitgide unuturken yalnız ben söylerim kendi kendime&lt;br /&gt;İçimde bir adam saklanır benden de haşarı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-316004768961439559?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/316004768961439559/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/11/vapur-duman.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/316004768961439559'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/316004768961439559'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/11/vapur-duman.html' title='Vapur Dumanı'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-3082351733289820</id><published>2009-09-03T13:06:00.000+03:00</published><updated>2009-11-02T03:11:41.950+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Acayip Zamanlar</title><content type='html'>Bilmez miyim korkular gelir,&lt;br /&gt;Sarıverir acayip zamanlar&lt;br /&gt;Dört duvar içindeyken&lt;br /&gt;Dört yanımda bilmez miyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmez miyim telkini,&lt;br /&gt;Ancak bunun çaresi yok&lt;br /&gt;Karşımda dikilmiş bir pencere&lt;br /&gt;Açıp bakmayı bilmez miyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmez miyim yaklaşmayı,&lt;br /&gt;Karşımdayken uzaklar&lt;br /&gt;Avazım çıktığı kadar&lt;br /&gt;Bağırmayı bilmez miyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmez miyim açmak nedir,&lt;br /&gt;Kilitli, olabildiğine sert ve sakil&lt;br /&gt;Çekip de arkamı dönmeden&lt;br /&gt;Toz olmayı bilmez miyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmez miyim kavramayı,&lt;br /&gt;Daralıp genişliyor ruhum&lt;br /&gt;Tutamadığım yıllar, dökük bir duvar&lt;br /&gt;Akrep, yelkovan bilmez miyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmez miyim raksetmeyi,&lt;br /&gt;Açılar, değişmekte yüzümde&lt;br /&gt;Saatlerin gölgesi düşüyor&lt;br /&gt;Kör olmayı bilmez miyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmez miyim dayanmayı,&lt;br /&gt;Yaralarım gitgide azıyor&lt;br /&gt;Sarıverdi, yerleşti korkular&lt;br /&gt;Acayip zamanlar bilmez miyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmez miyim acayip zamanlar,&lt;br /&gt;Dört duvar içinde&lt;br /&gt;Dört bir koldan vurdular&lt;br /&gt;Ben telkini bilmez miyim?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-3082351733289820?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/3082351733289820/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/09/acayip-zamanlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/3082351733289820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/3082351733289820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/09/acayip-zamanlar.html' title='Acayip Zamanlar'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-5390578252195546800</id><published>2009-09-03T11:00:00.000+03:00</published><updated>2009-11-02T00:01:53.863+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Misal</title><content type='html'>Gözler büyümezmiş hiç!&lt;br /&gt;Hiç büyümez olur mu gözler?&lt;br /&gt;Misal, ararken seni orada,&lt;br /&gt;Elini son tuttuğumda hani.&lt;br /&gt;Durakta bir bank oturduğumuz,&lt;br /&gt;Hırpalanmış hafiften,&lt;br /&gt;Boyanmış, tekrardan atmış.&lt;br /&gt;Ayaz olmasa bu akşam,&lt;br /&gt;İstasyon her daim soğuk&lt;br /&gt;Büyüyor gözlerim,&lt;br /&gt;Büyüdükçe büyüyor...&lt;br /&gt;Kararıyor yabancılar&lt;br /&gt;Biri sen olabilir misin diye&lt;br /&gt;                                     bakarken&lt;br /&gt;O eski yolu arıyorum.&lt;br /&gt;Neredesin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelen gideni aratırmış hep!&lt;br /&gt;Hep giden aratmaz mı geleni?&lt;br /&gt;Misal, büyürken hasretin içimde,&lt;br /&gt;İlk veda yeri hani.&lt;br /&gt;Manzaralı tepe buluştuğumuz,&lt;br /&gt;Göçüp giden olmuştur hayattan,&lt;br /&gt;Toraman çoktan büyümüştür&lt;br /&gt;Zaten ayrılmış çimen topraktan,&lt;br /&gt;Ferah; lakin ürkütücü yine&lt;br /&gt;Arıyor gözlerim,&lt;br /&gt;Aradıkça arıyor...&lt;br /&gt;Şimdi başka aşıklar&lt;br /&gt;Biri sen olabilir misin diye&lt;br /&gt;                                     bakarken&lt;br /&gt;O eski tadı arıyorum&lt;br /&gt;Yetinmeyi bildim, sormuyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-5390578252195546800?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/5390578252195546800/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/09/misal.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/5390578252195546800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/5390578252195546800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/09/misal.html' title='Misal'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-4702980416132695725</id><published>2009-02-13T03:13:00.011+02:00</published><updated>2011-02-23T00:38:57.873+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Senaryo'/><title type='text'>Hasbelkader</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KARAKTERLER&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span&gt;Yunus&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, Mehmet&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, Harun&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, Tekin&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, Özgür&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, Vedat&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, Uğur&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, Ragıp&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, Zümrüt&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, Bahadır&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, Bora&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, Krematoryum müdürü&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;AÇIKLAMALAR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yunus, Mehmet, Harun, Tekin, Özgür, Vedat ve Uğur aynı evde yaşamak ve birbirlerini kollamak zorunda olan arkadaşlardır. Çocuk Esirgeme Kurumu'nun İstanbul'daki bir yurdunda kesişiyor yolları çok önceleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunus kendisini müslüman olarak görmüyor. Dünyaya bir borcu olmadığını, bu yüzden ölünce yakılmasını istiyor. Borcun tam tersine dünyadan alacaklı olduğunu düşünüyor, öldükten sonra bir gün sil baştan yaşamaya başlayacağını düşünüyor. Mücadeleci bir tavrı var. Hayata zamanında çelme takabilmiş aslında; ama umutsuzluk ve dışlanmışlıkla kaplanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet dinibütün, ama özünde riyakar bir karakter. Menfaatleri doğrultusunda hareket eden bir yapısı var. Yine de iyi yönleri var. Evdeki ortamı korumaya çalışıyor. Hayata bir şekilde tutunmayı öğrenmiş. İşler istediği yönde gitmeyince agresif yanlarını sergiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harun, genel itibariyle sessiz bir karakter. Çoğunlukla konuşulanları dinler; ama son sözü söylemeye çok hevesli. Kitaplara meraklı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekin, hayatta yaşadığı tüm sıkıntılara rağmen yaşamayı seven bir karakter. Çabalamayı çok seviyor, kavga etmekten kaçınmaz. Konuşkan bir tip. Kızlarla ilgili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür, adıyla çelişen bir tip. Tamamen içine kapanık, korkak. Konuşmayı sevmeyen, hatta hiç konuşmayan bir karakter. Otururken ve yatarken genellikle cenin pozisyonunda duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uğur ve Vedat, evdeki diğer karakterlerin aynı yurttan kardeşleri. Yaşça küçükler, ama geçinebilmek için onlar da çalışıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimsesiz çocuk hepsi, hepsinin ortak bir mazisi var. Bazıları umutlu, bazıları umutsuz bu dünyadan. Bu karakterlerin aynı yurttan tanıştıkları arkadaşları da var: Ragıp, Zümrüt ve Bahadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ragıp, dokuz yaşındayken zengin bir aile tarafından evlatlık alınmış. Hayatı dolayısıyla oldukça değişmiş. Zümrüt'e aşık. Zümrüt de aynı zamanlarda evlatlık alınmış, Ragıp'la aynı okula gitmişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunus, çocukken hatırladığı Zümrüt'ü yıllardan beri unutamamış. Birkaç sene önce, hayata tam da tutunmuşken tekrardan karşılaşıyor Zümrüt ile. Ona karşı hastalıklı bir sevgi besliyor içinde. Ragıp'la bu konuda mücadele içinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahadır, kendisine iyi bir iş bulabilmiş, hayatını bir şekilde kurtarabilmiş. Evdekiler arkadaşlıklarını koparmamışlar kendisiyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bora, evdeki karakterleri koruyan, kollayan dinibütün bir tüccar. Ama menfaatlerine göre hareket ediyor çoğu zaman. Mehmet onunla iyi geçinebilmek için didiniyor. Zaten Mehmet'in dine yatkınlığı da biraz bu yüzden.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAHNE 1&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;/div&gt;&gt;Zümrüt Boğaz’ın kıyısında ağlamaklı bir şekilde denize bakmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAHNE 2&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Bir vazo sahilde tek başına durmaktadır. Bu arada film künyesi tanıtılır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAHNE 3&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Harun, kendisine zimmetli görüntüsü çizen tekli koltukta kitap okumakta, Tekin ise kapenede uzanmış sesli bir şekilde müzik dinlemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üst katın merdivenlerinden beliren Mehmet seslenir: "Beyler, şu müziğin sesini kısın biraz. Namaz kılacağım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet hemen geri döner. Tekin ilkten bozulur gibi olsa da hemen kalkıp televizyonu kapar. Harun'a dönüp sessizce: "Namazla yatıp namazla kalkıyor. Bu adam yüzünden normal yaşayamaz olduk ya!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harun okuduğu kitabın arkasından sert bir gözle Tekin'e bakış atınca Tekin konuşmasına devam eder:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sen de bütün gün otur öyle kıçını büyüt. Okudun da büyük adam oldun ya!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harun, kitabı yanına koyup sigara yakar. Tekin'e sorar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"N'oldu senin şu kız? Var mı bir gelişme?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekin aldırmaz tavırlarla kanepeye tekrar uzanır. Ellerini başına götürerek:  "Yok ya, yedik bundan da tekmeyi" der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Harun:&lt;/span&gt; Sen de koş bakalım kızların peşinden böyle, bir bok olacakmış gibi.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin: &lt;/span&gt;(Doğrularak) Konuşma abiciğim ya Allahaşkına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Harun pis pis sırıtır. Tekin dayanamaz ve patlar: "Ne gülüyorsun ya? Komik bir şey mi var? Sen git kendi haline gül. Şuna bak ya! Çok anlıyormuş gibi bu konulardan!"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Harun:&lt;/span&gt; Senden daha çok anladığım kesin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; Yok ya, bak sen abimize. Öt bakalım, oturduğun yerden hasbelkader bir kızla mı çıkmaya başladın yoksa?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Harun: &lt;/span&gt;Kızlardan bir hayır gelmeyeceğini çoktan anladım ben.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; O zaman gülmeyeceksin abiciğim. (Kısa bir sessizlikten sonra) Sen o okuduğun kitaplardaki kadın karakterlerle bile çıkmayı başaramazsın oğlum!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Yukarıdan Mehmet görünür tekrardan: "Beyler, size sessiz olun demedik mi?"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Harun bir el işaretiyle özür diler. Tekin kanepeye tekrar uzanır. Mehmet birkaç basamak daha inerek sorar:&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt; "Benim seccadeyi göreniniz oldu mu?"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;(Sinirini yenememiştir) &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Ne demek abiciğim benim seccadem? Senden başka namaz kılan mı var bu evde? Sahip çık malına, Allah Allah ya!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; Sana bağırma demedik mi lan! Üstte çocuklar uyuyor, kafasız! Beni de bağrıttın!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Tekin sus pus olmuştur. Mehmet, Harun'a dönerek: "Yunus gelmedi mi daha?" diye sorar. Harun kitabına devam eder, tınlamaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Mehmet, "La havle vela kuvvete... Lan abdestimi bozduracak bunlar bana ya, küfretmemek için zor tutuyorum kendimi" diyerek merdivenleri tırmanır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAHNE 4&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Mehmet üst kata geldiğinde seccadesini aramaya koyulur. Yatakta cenin pozisyonunda oturan Özgür'e "Seccademi gördün mü?" diye sorar. Özgür korkak bakışlarıyla "hayır" anlamında kafa sallar. Mehmet tekrar Özgür’e dönerek “Uğur’la Vedat gelmedi mi daha?” diye sorar. Özgür yine aynı tepkiyi verir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; (Aradığı seccadeyi bulmuştur) Ulan şu çocuklara yakın yerlerde bir iş bulamadık. Yolda hastalanacaklar diye korkuyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Mehmet içerideki ufak odaya girer. Yunus masada oturmuş önündeki deftere kara kalemle anlamsız çizgiler çizmektedir. Mehmet odaya girdiğinde tepki vermez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; İyice uçtun sen ha. Yunuuuus! Sana diyorum sana! Kalk saygı göster, namaza duracağım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Yunus, Mehmet’e ters ters bakar. Kısa sürede odayı terkeder.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; (Arkasından bağırarak) Unut artık şu kızı demedik mi sana? Dinden imandan çıkardı seni. Yazıklar olsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAHNE 5&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Vedat ile Uğur işten dönüş yolunda konuşmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vedat: &lt;/span&gt;Evde durumlar yine karışık bu aralar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Uğur:&lt;/span&gt; Evet ya, Mehmet Abi’yle Yunus Abi birbirine girecekler sonunda, gidişat onu gösteriyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vedat:&lt;/span&gt; Zıt kutuplar ikisi de oğlum. Mehmet Abi’yi biliyorsun zaten, ezelden beri böyle. Ama Yunus Abi eskiden böyle miydi? Hayat doluydu, yerinde duramazdı. Zümrüt’e nasıl da aşıktı! Hey gidi hey! Der miydin ki ileride dinden imandan çıkacak?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Uğur: &lt;/span&gt;İyi Mehmet Abi kovmuyor onu evden.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vedat:&lt;/span&gt; Oğlum, işine gelse iki saniye bile tutmaz evde. Bakma Yunus Abi iyi kazanıyor işten. Evin elektriği, suyu, doğalgazı, cartı curtu ona bağlı. Kovsun kolaysa.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Uğur: &lt;/span&gt;Dinsiz minsiz ama ben seviyorum Yunus Abi’yi yine de ya. Allah günah yazmasın da.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vedat: &lt;/span&gt;Tabii ki oğlum, onlar büyüttü bizi. Kolladı korudu bizi belalardan. Allah razı olsun, gerçi onun Allahlık bir işi kalmamış ama.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Uğur:&lt;/span&gt; Harun Abi “ortamı düzeltmeye çalışacağım” dedi. Bakalım n’olcak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAHNE 6&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Akşam olmuş, herkes yemek masasında toplanmıştır. Vedat ile Uğur yetişememişlerdir yemeğe.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; Şimdi bu deniz savaşı vardı ya. Söyleyiverin oğlum, Osmanlılar zamanında.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; İnebahtı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; Yok abicim ya, İnebahtı değildi. Böyle egzantirik bir ismi vardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Harun:&lt;/span&gt; İnebahtı’da yenildi zaten Osmanlı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet: &lt;/span&gt;(Hafif bir sinirlilikle Harun’a bakarak) Nerede yenildi lan?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Harun:&lt;/span&gt; Yenildi tabii oğlum. Preveze mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Tekin bu esnada masadaki yemekleri saldırırcasına yemektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; He oğlum, o ya. Helal! Şimdi bu Preveze savaşında onların kaptanı... Neydi adı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; Bizimki Barbaros, onların mı? (Mehmet bunu söyledikten sonra düşünür gibi yapar)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; Onlarınki abiciğim, bizimki değil.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Harun:&lt;/span&gt; Andrea Doria (Harun bunu söyledikten sonra Mehmet ona sert bir bakış daha atar).&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; He abicim, Andre Doria’ydı, evet. Büyüksün! Bu Andre Doria’ya Piraveze Savaşı’ndan önce gelmişler demişler ki “Kaptanım, Osmanlı donanması gözüktü. On gemiyle bize doğru yaklaşıyorlar”. Andrea Doria da demiş ki işte “Hmm, güzel bir savaş olacak. Hemen bana kırmızı gömleğimi getirin”. Tabi oradakiler bir anlam verememişler kırmızı gömleğe, sormuş işte içlerinden biri “Neden kaptanım?” diye. O da demiş işte “Savaşırken hani yara filan alırsam, kanayan yerlerim belli olmasın, askerimin morali bozulmasın. O yüzden kırmızı renkli gömlek giymeliyim” falan filan demiş. Oradakiler de “Emredersiniz kaptanım, hemen getiriyoruz” demişler. Tam o sırada ön taraftan bi asker koşa koşa gelmiş, kaptana demiş ki “Kaptanım Osmanlılar Kırk gemiyle iyice dibimize girdiler”.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet: &lt;/span&gt;(Gururlanarak) Aslanlarım benim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; Abi dur dur, burası bomba asıl. Andrea Doria da demiş ki “Bırakın şimdi kırmızı gömleği filan, (buradan itibaren gülerek söylüyor) bana çabuk kahverengi pantolonumu getirin” demiş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Masadaki herkes kahkahalarla gülerken Harun ufak bir tebessümle susmalarını bekler. Tekin tebrik edilir. Kahkaha sesleri hafiflemeye başlayınca Harun konuşmaya başlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Harun:&lt;/span&gt; İyi de Preveze Deniz Savaşı gece yapılmış diye biliyorum ben. Kimin ne giydiği önemli değilki, karanlıkta belli olmaz ne giydiği. (Ufak bir sessizlik olur.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin: &lt;/span&gt;Allah senin cezanı vermesin, e mi? Şurada iki dakikalık muhabbetin içine ettin yine. Senin yüzünden fıkranın da tadı kalmadı. Her şeye müdahale, her şeye müdahale. Bilgi küpü oldun çıktın başımıza, yeter be!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; (Gülerek) Fıkra lan bu fıkra. Gülmek, eğlenmek için.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Harun:&lt;/span&gt; (Bu esnada kapı çalar) Ben müdahale etmesem bok anlatırdın o fıkrayı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; Hşşt, alo biriniz kapıya baksın&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Özgür kapıyı açmaya gider. Bahadır gelmiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bahadır: &lt;/span&gt;(Özgür’ün yanağından bir makas alarak) N’aber lan bıdık?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; Gerçektir değildir ne bileyim oğlum. Ben de bugün tezgahta duydum. Bir müşteri yanındaki arkadaşına anlatırken rast geldim. İsimleri filan o yüzden karıştırdım biraz. Ama komikti değil mi beyler? Kabul edin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; Müthiştin oğlum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin: &lt;/span&gt;Eyvallah abiciğim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Harun:&lt;/span&gt; Bir de o savaşta daha fazla gemi vardı diye biliyorum ben. (Tekin, Harun’a hışımla ve alay geçerek bakar)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; Sayı önemli değil oğlum, (elini kalbine götürerek yemek masasında iştahsız ve mutsuz oturan Yunus’a nispet yaparcasına) iman önemli iman!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Bahadır Mehmet sözünü bitirirken içeri girer. Harun’un sürekli oturduğu koltuğa oturur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bahadır:&lt;/span&gt; Selamınaleyküm millet! Afiyet olsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Harun: &lt;/span&gt;Oo, kimleri görüyorum. Hoşgeldin abi. Naber nasılsın?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bahadır: &lt;/span&gt;İyi diyelim iyi olsun be aga.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin: &lt;/span&gt;Hoşgeldin abiciğim, gel bir şeyler ye sen de.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bahadır:&lt;/span&gt; Canım istemiyor, afiyet olsun size.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Harun:&lt;/span&gt; N’oldu Bahadır, bir şeyin yok ya?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bahadır:&lt;/span&gt; Ya bugün kötü bir haber aldım. Zümrüt vardı ya. (Yunus birden irkilerek Bahadır’a döner)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yunus:&lt;/span&gt; N’olmuş Zümrüt’e?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bahadır: &lt;/span&gt;(Birkaç saniye duraksayarak üzgün bir iadeyle) Sizlere ömür dediler. Ailesiyle kaza geçirmiş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yunus:&lt;/span&gt; Nasıl ya? Nerede olmuş? Bak oğlum Bahadır ciddi misin sen? (Odanın içinde dört dönerek) Olamaz ya, olamaz, olamaz, olamaz...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bahadır:&lt;/span&gt; Çok feci bir kazaymış. Üçü de kurtulamamış.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yunus:&lt;/span&gt; Olamaz, olamaz böyle bir şey. İnanmıyorum, inanmıyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; (Fısıltıyla) Sen neye inanıyorsun ki zaten?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bahadır:&lt;/span&gt; Bunlar olan olaylar yüzünden taşınmaya karar vermişler İstanbul’dan. Babası emekli olmuştu zaten geçende.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Yunus Bahadır’ın sözlerini duymak istemez daha fazla. Koltukta duran montunu giyip bir hışımla evi terkeder.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; Ecel işte abiciğim, ne zaman geleceği belli olmuyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Harun:&lt;/span&gt; Yunus nereye! Yunuus!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAHNE 7&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Yunus Ragıp’ın kapısını sertçe yumruklar, zile uzun uzadıya basar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yunus:&lt;/span&gt; Ragıp! Aç kapıyı! Aç!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Ragıp kapıyı birkaç saniye sonra açar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ragıp: &lt;/span&gt;Gel içeri, n’oldu abicim savaş mı çıktı? Ne dövüyorsun kapıyı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yunus:&lt;/span&gt; (İçerideki odaya dalarak) Yalan değil mi? Yalan olduğunu söyle bana.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Ragıp bir süre sessizliğini koruyarak Yunus’un sakinleşmesini bekler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yunus:&lt;/span&gt; Anlat bana neler olduğunu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ragıp: &lt;/span&gt;Zümrüt’ü soruyorsun değil mi? Bırakıp gitti işte bizi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yunus: &lt;/span&gt;Yalan, ölmedi o. Yalan söylüyorsunuz bana. Kandıramazsınız beni.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ragıp:&lt;/span&gt; Niye yalan söyleyeyim sana moruk? (Sırıtarak) Allah çarpar sonra.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yunus:&lt;/span&gt; Zümrüt’ün peşinden düşeyim diye yapıyorsunuz. (Ragıp’ın yakasına yapışarak) Zümrüt’ü çaldın benden zamanında. Bırakmam onu, o benim her şeyim. Bırakamam.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ragıp:&lt;/span&gt; Öldü diyorum sana öldü. Gel bak bilgisayardan göstereyim sana. İnternette de yayınlandı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Ragıp bilgisayarından Zümrüt’ün ve ailesinin öldüğü kaza haberini gösterir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ragıp:&lt;/span&gt; İnandın mı şimdi bana?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAHNE 8&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Sabah evde sessizlik hakimdir. Herkes uyumaktadır. Uğur ve Vedat, çalıştıkları yerler uzak olduğu için erkenden kalkmışlardır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Uğur:&lt;/span&gt; Yunus Abi yıkıldı resmen.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vedat: &lt;/span&gt;Kolay değil oğlum kaldırması, sana olsa aynı şey n’apardın?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Uğur:&lt;/span&gt; Öyle valla, ters bir şeyler yapmasa bari.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vedat: &lt;/span&gt;Mehmet Abi bundan böyle düzeleceğini iddia etti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Uğur: &lt;/span&gt;İnşallah aga. İşi filan salmasa bari. Evin bütün yükü onun sırtında.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vedat: &lt;/span&gt;Harun Abi “Merak etmeyin” dedi. Gözü üstündeymiş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAHNE 9&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Harun ve Yunus yolda yürümektedirler. Harun “Yakın bir yerlerden iş aramaya başladım” der. Yunus cevap vermez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Harun:&lt;/span&gt; (Yunus’un omzuna kolunu atarak) Göreceksin bak her şey nasıl da güzel olacak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yunus:&lt;/span&gt; Hala inanamıyorum Harun, şaka gibi. Kabullenemiyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Harun:&lt;/span&gt; Hayat böyle kardeşim. Sen kısa sürede toparlanmaya bak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Otobüs durağına gelince Harun “Hadi akşama görüşürüz” diyerek Yunus’tan ayrılır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAHNE 10&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Mehmet uyanır. Yüzünü yıkar. Üstünü giyindikten sonra uyumakta olan Özgür’e seslenir: “Biz işe kaçıyoruz. Uyan artık, ev sana emanet.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Özgür uykulu bir şekilde “tamam” anlamında kafa sallar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Mehmet, merdivenlerden inerken aşağı katta yola çıkmaya hazırlanan Tekin’e seslenir: “Tekin hazırsan çıkalım, geç kaldık”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Özgür yataktan doğrulur. Esneyerek gerinirken alt kattan gelen seslere kulak misafiri olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; Hazırım abi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; İyi iyi, Yunus da gitmiş işe.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; Harun “Öyle veya böyle alışacak” dedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; Alışacak tabii, normale dönsün biraz. İki yıldır bitkisel hayatta gibi yaşıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Montlarını giyerler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin: &lt;/span&gt;Abi bu yalan çıkmasın ortaya ileride filan?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; Kolay kolay çıkmaz. Zümrüt Bursa’yı kazanmış, ailesiyle oraya yerleşmişler artık. Harun da Ragıp’a tembihlemiş zaten “Ölsen de söylemeyeceksin diye”.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; Ragıp piçinin işine gelir zaten.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; Tabii oğlum, böylesi hepimiz için iyi oldu. Merak etme sen.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; Ee, Zümrüt’le Ragıp nasıl buluşacaklarmış?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Ayakkabılarını giyerler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; Orası bizi ilgilendirmez hacı. Biz bizimkini imana getirelim yeter. Zaten Ragıp'ta para bok. İstediği zaman gider görür kızı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; Bilmiyorum abi, patlamasın da sonradan.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; Dikkatli olacağız bundan sonra. Neyse, senin kız vardı yeni? N’oldu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; Abi kız para manyağı çıktı ya. Bana yaramaz öyle tipler, daha kendimize bakamıyoruz bir de kıza mı para yetiştireceğim?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; Şöyle eli yüzü düzgün, imanı yerinde bir kız bulalım sana oğlum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; Yok abi eyvallah, ben böyle iyiyim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;(Gülüşürler)&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt; Kapıdan çıkıp giderler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAHNE 11&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Özgür duyduklarına çok şaşırır. Odanın içerisinde volta atmaya başlar. Merdivenlerden aşağıya evde kimsenin kalmadığına kanaat getirmek için bakar ve Yunus’un odasına dalar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAHNE 12&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Yunus işe gitmez. Boğaz kıyısında elindeki deftere anlamsız çizgiler çizmektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAHNE 13&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Akşam olmuştur. Yunus odasında defterine yine anlamsız çizgiler çizmektedir. Aldığı vazo da masada durmaktadır. Odaya Tekin girer.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin: &lt;/span&gt;Yunus n’aber? (Masadaki vazoyu görerek) Aa, ne güzelmiş bu. Yeni mi aldın?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yunus:&lt;/span&gt; Zümrüt için aldım onu. (Tekin burada Yunus’a şaşırarak bakar) İçinde&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; Nasıl geçti günün?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yunus:&lt;/span&gt; İşe gitmedim bugün.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; Abiciğim senin için çok zor biliyorum. Ama lütfen toparlan. Hepimizin sana ihtiyacı var.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yunus: &lt;/span&gt;Tekin, beni yalnız bırakır mısın? Lütfen!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; Yunus, bana da mı böyle davranacaksın? Tamam, hayatta hiçbir şeye inanmıyor olabilirsin, saygı duyarım. Ama harbiden ben de artık sığındığım şeylere inancımı kaybetmeye başladım. Bu evde seni en iyi anlayanlardan biri benim. Değil mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yunus:&lt;/span&gt; (Karalamaya devam ederek) Tekin, gerçekten konuşmak istemiyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; Zümrüt’ü düşünüyorsun değil mi? Bak Yunuscuğum, anlat içindekileri. Zümrüt hepimizin arkadaşıydı. İnan ben de senin kadar üzülmüşümdür. Hepimiz birlikte büyüdük sonuçta. Hepimizin kaderi ortaktı. Ama, ...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yunus: &lt;/span&gt;(Tekin’i susturarak) Ne ortak kaderi Tekin, nerede ortak kader? Sürekli bu saçmalığı duymaktan nefret ediyorum. Evet, doğru! Eskiden, çocukken inanırdım öyle şeylere. Çünkü böyle inandırıldık hepimiz. “Sizin anneniz babanız yok” dediler. “Hepiniz birbirinizi koruyup kollayacaksınız bu hayatta” dediler. Hepimiz birdik hani? Görmüyor musun şu halimizi? Bir türlü toparlayamıyoruz. Gidenler gitti Tekin. Bırakıp gittiler. Ortak kaderi mi kalmış bunun? Hiç bir şeye, hiç bir şeyin varlığına inanmıyorum. İşte bu yüzden...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; Zümrüt isteyerek gitmedi Yunuscuğum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yunus:&lt;/span&gt; Zümrüt çoktan uzaklaşmıştı benden.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin:&lt;/span&gt; Bak abiciğim, Zümrüt’ü düşünme artık n’olursun. Evet, hayat böyle bir şey. İstediklerin olmuyor her zaman. O başka bir hayata adım attı. Bana bak, ben de defalarca sevdim. Hayat bizi bir şekilde es geçip duruyor. Ama bak yılmayıp devam etmeye çalışıyoruz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Yunus Tekin’e umutsuzca bakar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAHNE 14&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Alt katta ziyarete gelen Bora’ya Mehmet, Harun, Vedat, Uğur ve Özgür eşlik etmektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bora:&lt;/span&gt; Gözüm, bizim muhitte, Vedatcığım da anlatmıştır belki, bir bizim çay ocağı kaldı bir de işte birkaç arkadaşın dükkanı. Diğer dükkanları görsen. Hepsi çektiler kepenkleri gittiler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Harun:&lt;/span&gt; Doğrudur abi. Kriz ortamı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bora:&lt;/span&gt; Velhasıl-ı kelam bu devirde dükkan işletme kolay değil, hesabını kitabını iyi yapacaksın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; Nasıl usta işler peki?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bora: &lt;/span&gt;Valla idare ediyoruz be Mehmetciğim. Vedat’ın da çok yardımı dokunuyor sağolsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vedat: &lt;/span&gt;(Tebessüm ederek) Estagfirullah usta.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bora:&lt;/span&gt; Hadi hadi, tevazuya gerek yok.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; Abi bizim çocuklar çok çalışkandır. Şöyle ortamı düzeltebilirsek biraz, yakın bir yerlerde boş bir dükkan tutalım diyoruz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bora:&lt;/span&gt; Valla ben elimden geldiğimce yardım ederim kardeşim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet: &lt;/span&gt;Eyvallah abi, emeğin büyüktür bizde.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Bora: Sizi severim, (sesini kısarak) ama şimdiden diyeyim o sizin eleman varsa ben yokum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Harun:&lt;/span&gt; Yunus mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bora:&lt;/span&gt; Evet, evde mi o?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin: &lt;/span&gt;Yok abiciğim, dışarı çıktı o.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bora:&lt;/span&gt; Hee, iyi bari. O imansızın olduğu yerde bereket olmaz, onu söyleyeyim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Kısa bir sessizlik olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet: &lt;/span&gt;Abiciğim zor günler geçirdi Yunus. Merak etme, yola geliyor yavaş yavaş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bora:&lt;/span&gt; Nedir Mehmetciğim bu çocuğun hikayesi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; Abi biliyorsun biz çocuk esirgeme yurdundan beridir arkadaşız. Anamız babamız olmadı, birbirimizi kardeş bildik. Koruduk kolladık yıllarca birbirimizi. Zümrüt diye bir kız vardı yurttan. Ona o zamanlardan beridir aşıktı Yunus. Kızın da ilgisi yok değildi hani. Ama sonradan kızı evlatlık aldılar, on yaşında mıydı neydi. Kız bunu unuttu, bizimki unutamadı işte.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bora:&lt;/span&gt; Gözüm çocuk yaşta ne aşkı ya?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet: &lt;/span&gt;Abiciğim Yunus içine kapanıktır biraz. Fazla konuşmaz etmez. Çocukluğunda da böyleydi. Kıza tutuldu bırakamadı. Sonradan bayağı bir değişti Yunus. Kardeşimiz bildik, aynı evde yaşadık. Ama son iki senedir iyice değişti. Arkadaş çevresi filan yapmış bizden habersiz. Deli deli işlere girişti, kızı da ailesini de çok korkuttu. Kızın ailesi Yunus’la görüşmesini yasakladı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bora: &lt;/span&gt;Vay anasını be.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin: &lt;/span&gt;Sonra Ragıp diye de bir arkadaşımız vardı yine aynı yurttan. Onla da yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi; ama evlatlık alındıktan sonra unuttu bizi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; O da bu Zümrüt denen kıza yanıktı biraz. Sonradan Yunus’tan öğrendik ki çıkmaya başlamışlar, filan filan işte abi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekin: &lt;/span&gt;Yunus ondan sonra bu hale geldi zaten abiciğim. Ama her şeye rağmen çok sever sayarız Yunus’u. (Vedat ve Uğur’u göstererek) Çocuklara çok emeği geçmiştir. Hala da öyle.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bora:&lt;/span&gt; Hayat işte. Hasbelkader yaşıyoruz, ne olacağımız belli değil. Allah yoldan çıkarmasın kimseyi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Herkes “Amin” der.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bora: &lt;/span&gt;Ee, n'olacak şimdi bu çocuk? Nasıl düzelecek?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt; Zümrüt geçenlerde öldü abi. Yunus biraz toparlamaya başladı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAHNE 15&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Yunus, apartmanın kapısında hareketsiz oturmaktadır. Bir boşluğa umutsuz bir şekilde bakmaktadır. Elinde Özgür’ün yazdığı not vardır. Birkaç saniye o nota bakar. Sonra parça pinçik ederek havaya savurur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAHNE 16&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Sabah işe gitmek için Yunus’u uyandırmaya gelen Harun Yunus’un öldüğünü görür. Yunus’un ellleri arasında karalamalar yaptığı defter durmaktadır. Başucunda da boş bir ilaç kartonu durmaktadır. Harun olanlara inanamaz, başını iki elinin arasına alarak bağırmaya, ağlamaya başlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Yunus’un defterinin son satırlarında şunlar yazmaktadır:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Kimin okuduğu önemli değil benim için; ama birazdan anlatacaklarımı aranızda konuşup yerine getirinceye kadar defalarca okuyun bu mektubu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hiçbirinize dargın olmadan, sessiz sedasız gidiyorum aranızdan. Hepinizden önce gidiyorum işte. Benim dünyamda ölüm yok. Size uygun bir dille anlatmaya çalışırsam, sizin için ölüm denilen büyük bir boşluktan ibarettir benim için. Donmak, hareketsiz kalmak gibi bir şey. Beklemek. Evet evet, beklemek çok uygun aranızdan ayrıldığımı anlatmak için.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Neden bu şekilde doğduk? Eskiden bunu düşünmek isyan değildi benim için. Daha kötüsü de olabilirdi. Lütfen bana kızmayın. Ama şu kana kana içtiğim ilaç bile benden, senden, bizden daha değerli. Değerimizi düşünün bir, şu hayattaki değerimize bir bakın!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hiç sordunuz mu kendinize? Bir defa olsun... Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsunuz? Ben zannetmiyorum bunu. O yüzden toprak olmaktan vazgeçtim, çiçek olmaktan da. Bu yüzden, iyisi mi beni yaktırın. Kül yapın beni. Hep sizinle olabilmek için toz olmak istiyorum. Ardımdan çok tartışacağınızı biliyorum, ama bunu yapmanızı istiyorum. Başucumda duran, aldığım vazonun içine koyun küllerimi. İsterseniz bir müddet en sevdiğiniz köşenize koyun o vazoyu, doyasıya seyredin olduğunuz yerden. İsterseniz bir dolaba koyup kilitleyin, görmek istemeyin beni. Ama eninde sonunda denize savurun beni.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Özgürce yaşayamadım; özgürce beklemek istiyorum sizi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sizi bekleyeceğim,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Beni istediğim yere, denize dökeceğinizi biliyorum. Bana ilk defa bir iyilik yapacağınızı biliyorum. İşte o zaman, her ne zaman denize bakarsanız beni hatırlayın, bir ırmağa ya da bir göle gözleriniz kayacaktır elbet. Ben hep orada olacağım. Sizi orada beklediğimi unutmayın. Dediğim gibi gitmedim, sadece bekliyorum, siz sevdiklerimin dünya denen yerden tüm sıkıntılarından arınıp ayrılmasını. Hayattaki tüm pisliklerden kurtulmanızı. Yüzmekten de çekinmeyin sakın. Kucaklaşırız birbirimizle, fena mı? Her su içtiğinizde, yıkandığınız her anda vücudunuzda hissedin beni. Her yağmurda ıslanın, her ağladığınızda içimde kaynayan duyguları hissedin siz de.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sizi bekleyeceğim...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yunus”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAHNE 17&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Sözsüz sahnelerden birkaçı:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Herkes oturma odasında toplanmış üzgün bir şekilde oturmaktadır. Yunus’un defterinde yazanları Harun okumaktadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Özgür’ün elinde vazo vardır. Mehmet sinirli sinirli volta atmaktadır odada. Vazoyu Özgür’ün elinden kaparak yere atar, bu sinirli davranışları karşısında odadaki herkes sus pus olmuştur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Harun, Mehmet’le kavga eder. Onu susturur, sakince otutturur yerine.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Harun’un yüzünü yıkayıp, aynada ıslak yüzüne bakma sahnesi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Özgür’ün su içip gözlerini kapaması sahnesi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Tekin’in yolda yürürken yağmur damlalarına yüzünü açma sahnesi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Uğur’un ağlama sahnesi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Harun ve Tekin’in krematoryum müdürüyle konuşma sahnesi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAHNE 18&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Filmde oynayanların deniz kıyısındaki sahneleri.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAHNE 19&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Mehmet hariç ortamdaki tüm elemanlar sahil kenarında yürümektedirler. Özgür vazoyu sıkıca tutmaktadır (Kızların defter tutuşu gibi, eller çapraz bağlanmış şekilde). Karşılarında Mehmet’i görünce bir an duraksarlar. Mehmet onlara doğru yürür. Harun, Mehmet’in yine bir terslik yapacağını düşünerek diğerlerinden birkaç adım daha öteye giderek Mehmet’le karşı karşıya gelir. Bir an bakışırlar. Sonra Mehmet Harun’a sarılır. Diğerleri de yanlarına gelir. Mehmet aralarına katılır. Sonra deniz kıyısına gelerek omuz omuza dururlar. Ortalarında duran Özgür vazonun içindeki külleri denize savurur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SAHNE 20&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;- - - - - - - - - - - - - - - - -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"&gt;Filmin başında görünen Zümrüt, elindeki vazoyla denize bakmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-4702980416132695725?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/4702980416132695725/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/11/hasbelkader.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/4702980416132695725'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/4702980416132695725'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/11/hasbelkader.html' title='Hasbelkader'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-1477901167256291679</id><published>2008-12-03T04:38:00.002+02:00</published><updated>2009-11-22T15:16:21.643+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Zümrüdüanka</title><content type='html'>Öyle veya böyle yaşıyorum işte&lt;br /&gt;Sahipsiz bir sandalım&lt;br /&gt;Küreğimin biri kırık, diğeri ağlamakta&lt;br /&gt;Aklım yosun tutmuş limanımda&lt;br /&gt;Gözlerim deniz olmuş, kaybolmuşum&lt;br /&gt;Gereksiz bir detayım&lt;br /&gt;Yüreğimin sesi kısık, fısıldamakta&lt;br /&gt;Kanat olmuş küreklerim yalnızlığımda&lt;br /&gt;Zümrüdüanka olmuş, uçmuşum&lt;br /&gt;Küreğimin biri kırık, diğeri boşlukta&lt;br /&gt;Küllerimden ne yazık ki doğmamışım&lt;br /&gt;Öyle veya böyle yaşıyorum işte&lt;br /&gt;Ömür beklemekle mi geçiyor?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-1477901167256291679?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/1477901167256291679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2008/12/zumruduanka.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/1477901167256291679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/1477901167256291679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2008/12/zumruduanka.html' title='Zümrüdüanka'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-2566161388065090336</id><published>2008-11-09T00:49:00.005+02:00</published><updated>2009-11-22T01:35:22.041+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hikaye'/><title type='text'>Oraya Gidelim</title><content type='html'>&lt;div  style="text-align: justify;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bu yolun sonu nereye gider?&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Aslında artık biliyorum. Ben hep oraya gitmek istedim. O kadar merak ettim ki orayı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Soluma baktım, sağıma baktım. Sadece oraya gitmek istediğimi anladım. Sadece oraya!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;"Oraya gidelim" dedim.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Aldırmadı!&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Belki de istemedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Çoğu zaman kendim gitmeyi denedim.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Tek başına zor olduğunu biliyordum.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Korkuyordum çünkü. Korkumu yenemiyordum.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Ne zaman oraya gitmek için yola çıksam, bunun zor olmadığına kendimi inandırsam da, oraya doğru adımlarımı atsam da bir şekilde korkup geri dönüyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Her akşam olduğunda orada olmayı hayal ederim.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Dakikalarca...&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Saatlerce...&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; "Keşke orada olsam" derim,&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; "Keşke orada olsam".&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Bunun nasıl güzel bir duygu olduğunu kelimelere dökmem zor.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Ama artık biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Oraya gitmek korkulduğu kadar yokmuş!&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Yine de zor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Eskiden ona çok yalvarırdım:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; "Oraya gidelim! Oraya Gidelim..." derdim.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; O korkularını yenmek istemezdi.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Orası hep hayalimde canlandırmam gereken bir yer kalırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div  style="text-align: center;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div  style="text-align: justify;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;"Oraya gidelim."&lt;br /&gt;"Niye?"&lt;br /&gt;"Burada yapamıyorum."&lt;br /&gt;"Uykun gelmedi mi?"&lt;br /&gt;"Senin geldi herhalde."&lt;br /&gt;"Benim uykum var."&lt;br /&gt;"Benim de var."&lt;br /&gt;"Uyu o zaman!"&lt;br /&gt;"Her uykum geldiğinde uyumak mı zorundayım? Oraya gidelim."&lt;br /&gt;"Oğlum sen manyak mısın?"&lt;br /&gt;"Evet."&lt;br /&gt;"Yani, tamam, manyaksın da ne kadar manyaksın?"&lt;br /&gt;"Yeterli seviyede manyağım. Oraya gidelim. Kalk gidelim."&lt;br /&gt;"Gitmem! Vallahi de gitmem billahi de gitmem."&lt;br /&gt;"Ben giderim."&lt;br /&gt;"Git!"&lt;br /&gt;"Sen de gel!"&lt;br /&gt;"Yok, hiç gelemeyeceğim şimdi."&lt;br /&gt;"Şu hayatında hiç bir ilginçlik yok."&lt;br /&gt;"Senin ilginçlik dediğin şuradan oraya iki adım yürümek mi? Bu mu ilginçlik?"&lt;br /&gt;"Evet."&lt;br /&gt;"O zaman benim hayatım komple ilginçlik dolu. Böyle ağzına kadar!"&lt;br /&gt;"Neden?"&lt;br /&gt;"Ne bileyim... Neden? Mesela... Başlangıç olarak on aylık doğmuşum. Devamında beni bir kızla küvöze yatırmışlar. Sonrasında asosyal bir insan olarak büyümüşüm. Bak bunlar daha ilginç şeyler.  Ondan sonra sittin senedir uğraştığım işlerimi hala yoluna koyamamaktayım. Yarı deli, yarı manyak, yarı psikolojik problemli bir insanım. Beynim arada bir gidip geliyor. Arada bir insanları öldürmek geçiyor içimden ciddi ciddi. Öyle ne yaptığını bilmeyen, ruh hastası, depresif bir insanım. Çok ilginç bir hayatım var aslında."&lt;br /&gt;"Oraya gidelim."&lt;br /&gt;"Napacağız, aşağıya mı atlayacağız oraya gidip? İlginçlik bu mudur?"&lt;br /&gt;"Olabilir, yeter ki gidelim."&lt;br /&gt;"Gitmem! Ora buraya gelsin ya! Ben niye oraya gidiyorum?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div  style="text-align: center;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div  style="text-align: justify;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Eskiden, çok eskiden mutlu olmayı başarabiliyorduk. Sahip olduklarımız bize yetiyordu sanırım. Onlarla gönlümüzü avutarak ömrümüzü geçiriyorduk işte. Peki bu hakiki bir mutluluk muydu? Eskiden olsa, "Evet, ne var işte" derdim. Şimdi sahte olduğunu kesinlikle biliyorum. Neden mi? Çünkü, çünkü mutsuzum. Daha doğrusu mutsuzuz. Geçmişe özlem duyarken geleceği nasıl görelim ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ne güzel söylemiş üstad:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Pencere, en iyisi pencere&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Geçen kuşları görürsün hiç olmazsa&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Dört duvarı göreceğine..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Pencere, en iyisi pencere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Dört duvar arasında tüketirken hayatımızı, sıkıldığımız anlarda hep bir pencere aramaz mıyız? Hani o daralmış ruhlarımızın özgürce esme hissine sahip bir "beşinci yol": Pencere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Dünyaya farklı pencerelerden bakarız çoğu zaman. Şairin dediği gibi bir kuş görüp mutlu oluruz; ama onlar da sınırlı sayı da değil mi? Yine sıkılırız, ne farkeder? Ruhumuzu kandırırız, asıl gitmek istediğimiz yerdeymiş gibi sandırırız kendimizi. Oysa ki, bedenlerimiz hep aynı yerde, o dört duvarın bir köşesinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Farklı yerlere gitmek gerek. Kesinlikle! İstediğimiz yeri hayal edeceğimize korkularımızı dizginleyip harekete geçmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Hani derler ya "Bir film şeridi gibi hayat". En son bölümünde bile olsa oraya gitmek, bir mutlu sonla biteceğini biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Çok sıkıldığım anlardan sadece birisi. "Oraya gidelim" desem istemeyeceğini biliyorum. Hayatından memnun gözüküyor. Tek başıma gidemem, keşke benimle gelmesini kabul ettirebilsem. Korkuyorum! Tek başıma çok zor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Televizyonda güzel bir şarkı çalıyor. Bizim de penceremiz bu. Ama elini sokup hava alamadan, aşağıya sarkamadan o seni çekiyor içine.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Ne güzel söylüyor! Sanırım yine hayallere dalıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sanki oradaymışım gibi, sanki ben oyum. Herkes beni dinliyor. Harika söylüyorum, aynı zamanda harika çalıyorum. "Beni evime götür" diyorum. "Beni evime götür" diye bağırıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;"Beni evime götür,&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;Oraya, ait olduğumuz yere gidelim,&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;Hep beraber.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;Korkmamam gerektiğini anlayınca&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;Güneşin doğduğunu hissedebiliyorum&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;Benle birlikte herkes eşlik edince&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;Karanlığın içindeki yıldızları görebiliyorum&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;Artık korkmuyorum!&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;Herkes benle birlikte bağırıyor&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;Beni evime götür...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;Beni evime götür...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;Beni evime götür...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;Oraya, ait olduğumuz yere,&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;Oraya, istediğimizi yere,&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;Hep beraber.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Herkes bunu istiyor!"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sadece hayalmiş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ben kendi başıma gitmeye karar verdim.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Zor olsa da!&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Her yer karanlık ve karmakarışık gözüktü ilk başta.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Ama korkumu yendim.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona son bir kez "Haydi" dedim.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Uyumuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Dört duvarın arasına sıkışmış bedenimi ruhumun gitmek istediği yere götürüyordum en sonunda.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Kararlı bir şekilde yürüdüm ve oraya gittim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;"Orası harikaydı dostum. Keşke sen de orada olsaydın. Orada olup hayatının anlamsızlığını anlayabilseydin. Biliyorum zor olduğunu, senin de benim gibi korktuğunu biliyorum. Ama mutsuzluğunu yenmek için bunu deneyebilseydin keşke. Sahip olduklarımız bize daha ne kadar yetecek? Bizi ne kadar daha mutlu edecek? Eski günlerin güzelliğini düşünmek için, hayallere dalıp hayatının ilerisini kestirebilmek için daha fazla düşünmeye gerek yok. Yaşadıklarımız bize birer uyarı. Bu uyarılara kulak verirsek hayat bize inanılmaz sürprizler sunuyor. Hayallere dalma, kalk! Uyuma! Oraya gidelim, tekrar tekrar gitmek istiyorum..."&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-2566161388065090336?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/2566161388065090336/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2008/11/oraya-gidelim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/2566161388065090336'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/2566161388065090336'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2008/11/oraya-gidelim.html' title='Oraya Gidelim'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-5034343786963081035</id><published>2008-04-18T15:40:00.010+03:00</published><updated>2009-12-13T03:12:43.585+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Doldur Kalbimi</title><content type='html'>Kalbimi yine boş bırakmışsın&lt;br /&gt;Yanlışlıkla, dalgınlıkla umarım&lt;br /&gt;Bitecek mi sandın bu imtihan&lt;br /&gt;Yoksa çözemedin mi gerçekten&lt;br /&gt;İçimdeki denklemleri bunca sene&lt;br /&gt;Haklısın, biraz zor gelirim başta&lt;br /&gt;Süre daralsa bile bitmez korkma&lt;br /&gt;Hayli müşkül bir durumdasın&lt;br /&gt;Tekrar etmeme karşın onlarca kez&lt;br /&gt;Sevgimi benden o kadar dilerken&lt;br /&gt;Bu kadar mı didinmedin bu uğraşta&lt;br /&gt;Hiç mi çalışıp uğruma çabalamadın&lt;br /&gt;Daha önce hiç mi karşılaşmadın sanki&lt;br /&gt;Bilindik gelmiyor mu bir yerlerden&lt;br /&gt;Eski defterlerini çöpe mi attın&lt;br /&gt;Merak etme, elbet mesul değilsin&lt;br /&gt;Senin için geçmiş bir problemim ya&lt;br /&gt;Bir türlü çözemediğin ne hikmetse&lt;br /&gt;Merak ettiğim sana değişik mi geldiğim&lt;br /&gt;Çoktan yeniledim çünkü kendimi&lt;br /&gt;Teskin yerine telkin etmek gibi artık&lt;br /&gt;Fazla bir fark yok eski halimden&lt;br /&gt;Hiç mi okumadı gözlerin gözlerimi&lt;br /&gt;Yazmadı mı kalbin gizli köşelerine beni&lt;br /&gt;O kadar mı dolusun bana karşı&lt;br /&gt;Yoksa tembel misin artık sevdalarda&lt;br /&gt;Görüyorsun sorular ürüyor içimde&lt;br /&gt;Sonsuzu bürüyor maalesef&lt;br /&gt;Boşa harcama vakti sorularla&lt;br /&gt;Gün gelecek eskiyecekler bir bir&lt;br /&gt;Giderek kolaylaşacak aynı zamanda&lt;br /&gt;En zorları bile ileride kolay lokma&lt;br /&gt;Üstelik kartlaşmış sayılacak her biri&lt;br /&gt;Zevk alınmayacak hiçbirinden&lt;br /&gt;Bilindik kaçacak çünkü herkes için&lt;br /&gt;Kendimi ifşa edeceğim istemeden bir gün&lt;br /&gt;Bu, imha edeceğim demek değil aşkımızı&lt;br /&gt;Ter bile dökmeyeceksin çözmek için beni&lt;br /&gt;O vakit çok geç kalmış olacaksın&lt;br /&gt;Bitirmiş olsan bile zamanında&lt;br /&gt;İşte bu yüzden kaybetme gençliğini hiç&lt;br /&gt;Hepsi doğru bilinmiş ne işe yarar&lt;br /&gt;Şimdi bilmeden yanlış yapmak da mümkün&lt;br /&gt;Çünkü dört yanlış bir doğru ediyor&lt;br /&gt;Negatiflerin pozitif dünyasında&lt;br /&gt;Onlara aldırırsan vahamet çöker üstüne&lt;br /&gt;Çünkü tabiat yalanlar tamamen doğruyu&lt;br /&gt;Aslında en kolay sorular uzun olanlardır&lt;br /&gt;Çünkü hepsinin açıklaması içimde gizli&lt;br /&gt;Nereden baksan yırtacaksın bendeki zor beni&lt;br /&gt;O nedenle doldur kalbimi kendinle&lt;br /&gt;Umutla, mutlulukla işaretle artık&lt;br /&gt;Varsın dışarı taşsın duyguların&lt;br /&gt;Aşkımız yumuşak bir silgi bilgeliğinde&lt;br /&gt;Nicedir gözyaşına bulanmış gizlice&lt;br /&gt;Ne hatalar gizledik, ne yanlışlar sakladık&lt;br /&gt;Bırak detaylar artık tebessüm yaratsın&lt;br /&gt;Varlığı yanlışların korkutmasın bizi&lt;br /&gt;Gir çekinmeden en kuytu köşelerine&lt;br /&gt;Doldur kalbimi haydi tek bir seferde&lt;br /&gt;Zaten başka çıkar yolun kalmadı&lt;br /&gt;Yalnızca sendin içimdeki istifhamım&lt;br /&gt;Bunun için önemli vereceğin cevabın&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-5034343786963081035?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/5034343786963081035/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2008/04/doldur-kalbimi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/5034343786963081035'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/5034343786963081035'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2008/04/doldur-kalbimi.html' title='Doldur Kalbimi'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-769252512505463877.post-575668430642783404</id><published>2008-03-21T14:40:00.000+02:00</published><updated>2009-11-22T15:39:00.070+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Şarkılar</title><content type='html'>Şarkılar,&lt;br /&gt;Kırılan hayatlarımızın&lt;br /&gt;Tam ortasındalar&lt;br /&gt;Hiçbiri anlatmaz beni,&lt;br /&gt;Tam anlamıyla&lt;br /&gt;Dinlerim yine de sizi&lt;br /&gt;Gözleri kör olasılar,&lt;br /&gt;Şarkılar, ah şarkılar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/769252512505463877-575668430642783404?l=delibetik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://delibetik.blogspot.com/feeds/575668430642783404/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/11/sarklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/575668430642783404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/769252512505463877/posts/default/575668430642783404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://delibetik.blogspot.com/2009/11/sarklar.html' title='Şarkılar'/><author><name>Okan Türkeş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06862619523767915036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://2.bp.blogspot.com/_BunM02QKWQg/TNSTK5pcYII/AAAAAAAABTs/Gy3V17BK5Aw/s1600-R/okan_turkes.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
